Murat Evgin

Netflix Amerika’ya Myths & Monsters adlı projede dizi müziği yapan ilk Türk besteci erhabalar Murat Bey, öncelikle en yeni albüm çalışmanız YARALIKUŞLAR dizisi soundtrack eserlerinin yer aldığı albümünüz hayırlı olsun. 28 eserden oluşan harika bir albüm.
AŞK HERŞEYE RAĞMEN adlı şarkınız ve video klibini yayınladınız. Bir de İspanyolcası var. Diziden görüntülerin de yer aldığı video klibinizden ve albümden, şarkılardan bahseder misiniz rica etsem?
Yaralı Kuşlar geçen sezon müziklerini yaptığım, 165 bölüm süren Kanal D’de yayınlanan bir dizi. Çok titiz bir çalışma sonucu 28 parçalık albümünü yayınladık ve Latin Amerika’dan gelen ilgiden sonra dizinin iki şarkısını İspanyolcaya çevirip, İspanyolca söyledim. Klipte de İstanbul’un güzel sokaklarında yürürken, şarkıyı stüdyoda söylerken görüntülerim ve diziden görüntüler var.
AŞK HERŞEYE RAĞMEN inanılmaz güzel bir şarkı. Daima hatırlanacak ve söylenecek bir eser. Hikâyesi var mı? Nasıl çıktı ortaya?
“Aşk Her Şeye Rağmen” Yaralı Kuşlar dizisindeki Levent karakterinin karısını ve çocuğunu bir suikastte kaybetmesinden sonra kimseye güvenememesi, hayata küsmesi; ama bir yandan da her şeye rağmen aşkın ona dokunması hikâyesinden etkilenerek yazdım.
Aslında dizinin başında bu şarkının müziğini enstrümantal olarak bestelemiştim daha sonra Meryem ve Levent karakterlerinin sahneleri için üzerine söz yazarak şarkı haline getirdim. Severek yazdığım şarkılardan biri oldu. Şu anda Kolombiya ve Porto Riko ekranlarında Türkçe versiyonu ile çok ünlendi.
İspanyolca konuşuyor, şarkı söylüyorsunuz. Başka konuştuğumuz diller var mı? Sahne repertuarınızda farklı dillerde şarkılara yer verir misiniz?
İspanyolcayı Elif ve Yaralı Kuşlar dizileriyle Latin Amerika’da bir hayran kitlem oluşmaya başladığında öğrenmeye karar verdim; çünkü İspanyolca dünyanın en çok konuşulan dillerinden biri ve bana göre şarkı söylemek için en romantik dil.
Henüz mükemmel konuşmasam da Latin Amerika’daki insanlar bir Türk’ün onların dilini öğrenmeye çalışmasını çok takdir ediyorlar. “Bize kendi dilimizde hitap ediyorsun bununla gurur duyuyoruz” diyorlar. “Hayvan sever insanların direkt iyi kalpli ve sorumluluk sahibi insanlar olduğunu düşünüyorum ve hepsine dünyayı daha iyi bir yer haline getirdikleri için teşekkürlerimi ve sevgilerimi iletiyorum. “Müzik evrenseldir. Sen şarkıları İspanyolca söylemeden önce de sözleri anlamamamıza rağmen aynı şeyleri hissediyorduk” diyorlar, özellikle Aşk Her Şeye Rağmen ve Yaralı Kuşlar isimli Şarkılarım için.
BUGÜN EVLENMİŞSİN e de bu albümde yer vermişsiniz. Çok çok güzel bir parça video klibi ile… Bu albümden başka şarkıları da kliplendirmeyi düşünüyor musunuz?
Bugün Evlenmişsin benim eski şarkılarından bir tanesi 2000’li yılların ortasında yazdığımı hatırlıyorum sanıyorum 2012 yılında da çok değişik bir klip ile tekli olarak yayınlamıştık ve çok büyük ilgi görmüştü. Yaralı Kuşlar adlı şarkı ya hem İspanyolca hem de Türkçe bir klip çektik. Yakında hem Türkiye’de hem de Latin Amerika’da yayına girecek.
Yurt dışında ciddi başarılara imza attınız. Gurur duyuyoruz ve tebrik ediyoruz. Nicelerine diyelim. Sizden rica etsem bu değerli başarıları okuyucularımızla paylaşır mısınız? Yeni güzel haberler de var sanıyorum.
Teşekkür ederim. 1999 yılında ilk albümüm Beni Ellere Verdin’ i yayınladığım zaman Fransa’nın ünlü müzik kanalı MCM İstanbul’da bir konserimi videoya çekip, benimle bir röportaj yapmıştı; ancak o zaman internet bu kadar yaygın değildi. Sosyal medya ve dijital platformlar yoktu. Böyle başarılarımız tek tük oluyordu.

Daha sonra Türk dizileri yurtdışında yayınlanmaya başladı. 2004 yılında müziklerini yaptığım Sahra dizisi Türk-i Cumhuriyetlerde 2006’da müziklerini yapmaya başladığım Arka Sokaklar ve Acemi Cadı Orta Doğu ve Balkanlar’da ünlendi. 2017 yılında Netflix Amerika’ya Myths & Monsters adlı projede dizi müziği yapan ilk Türk besteci olma şansına eriştim. Dördüncü sezonunda besteci olarak katıldığım Elif 40’tan fazla ülkede yayınlanıyordu Endonezya’dan Arjantin’e Brezilyadan Çin’e birçok ülkede şarkılarım ve dizi müziklerim tanınır hale geldi. Daha sonra Yaralı Kuşlar ile daha güncel bir başarı yakaladık Latin Amerika’da ve Balkanlar’da.
Albümlerinizin yanı sıra dizi, film, TV programı müzikleri gibi pek çok yapıma imza attınız. Sahra, Arka Sokaklar, İkizler Memo – Can, Elif, Acemi Cadı, Ah Kalbim, Sevda Masalı, Ben Evleniyorum, Kalplerde İkinci Bahar, Çocuğun mu Var Derdin Var, Haylaz Babam, Ya Şundadır Ya Bunda, Hayaller Gerçek Oluyor, Aura... Bunların haricinde bir de yurt dışı yapımları var. Sahra dizisi ile başlayıp, NETFLİX Amerika’ya uzanan dizi film müzikleri yolculuğunuzdan bahseder misiniz? Nasıl başladı?
99 yılında ilk albümü Beni Ellere Verdin’ i, 2002 yılında da ikinci albümü İnan Bana’ yı yayınlamıştım; ama o zaman albümlerde maksimum 10 - 12 şarkı oluyordu ben ise sürekli beste yapıyordum, üretiyordum müzikle geçinmeye çalışıyordum.
tajlarını yaşıyordum. Şarkılarımı, kliplerimi radyo ve televizyonlarda zor yayınlatıyordum biraz da sanıyorum müzisyen bir babanın oğlu olmanın piyasaya verdiği kıskançlık ve çekememezlikle önüme çok engeller konmuştu. Bir de bağımsız sanatçı olmanın bazı dezavanNe zaman ki dizilere müzik yapmaya başladım bütün o yayınlatamadığım şarkıları ve klip şarkılarını prime time da önemli kanallarda insanlara ulaştırma şansım oldu.
Bir anda kendi jenerasyonumdan en küçük yaşta dizi müziği yapmaya başlayan müzisyen olmuştum. Sizin de saydığınız gibi birçok başarılı yapıma müzik yaptıktan sonra; artık yurtdışında şansımı denemek istedim.
Tabii ki direkt Netflix gibi yüksek bir yerden başlayacağımı hayal etmemiştim; ama müziğimin içtenliği ve ikna gücü beni oralara taşıdı. Önce arada bir dış yapım şirketi olduğu için direkt Netflix’ te yayınlanacağını bilmediğim bir çalışmaya başladım daha sonra öğrendiğimde çok mutlu oldum. Amerika’dan birçok insan Netflix vasıtasıyla müziklerimi duydu. 2006’da müziklerini yapmaya başladığım Arka Sokaklar ve Acemi Cadı Orta Doğu ve Balkanlar’da ünlendi. Türkiye içinde çok yeni bir şeydi bu Netflix Amerika’ya müzik yaptığımda henüz Türkiye’de Netflix bile yoktu. Daha sonra da Elif gibi dünyanın birçok ülkesinde ünlenen Türk dizilerine müzik yapmaya başladım.
İlk diziniz Sahra, hem Fas’ta hem de Türkiye’de çekildiğinden kolay bir proje de değilmiş. Farklı coğrafyalarda çekilen bir diziye müzik hazırlarken zorluklar yaşadınız mı? Nasıl hazırlandınız? Neler hissettiniz?
2004 yılında bir dizinin hem Türkiye’de hem Fas’ta çekilmesi hepimiz için yeni bir şeydi. Yapım ekibi ile şakalaştık; “Benim sizlerle Fas’a gelip, oradaki müzikleri yerinde incelemem lazım” dediğimi hatırlıyorum. Bizim ekipten herkes Fas’a gitmek istiyordu tabii ki.. O dönem yönetmenimiz Fas’tan CD’ler getirdi, bazı müzikler dinletti bana onlardan aldığım feyz ile hem senfonik hem de enstrümanları ve melodileri ile bezenmiş bir müzik bestelemiştim.
İlk dizi müziğim olduğu için her bölümü 40 dakika televizyonda izliyordum. Çok heyecanlıydım ve çok mutluydum. Diyebilirim ki Arka Sokaklar’ dan, Acemi Cadı’ ya kadar bütün diğer işlerimi Sahra’ya yaptığım müzikler sayesinde aldım, benim için çok güzel bir diziydi.
Dizi müzikleri albümleri içinde ARKA SOKAKLAR da var. Arka Sokaklar yapımının da sizdeki yeri apayrıdır tahminimce. En severek çalıştığınız, en iz bırakan projeler hangileri?
Evet, bazı hayranlarımın dediği gibi; “Arka Sokaklar başladığında on yaşındaydım şimdi üniversiteden mezun oluyorum” işin şakası bir yana gerçekten çocuktuk Arka Sokaklar başladığında. 15 yıl önce insanlar evlendiler, çocukları oldu, uzun yıllar geçti Arka Sokaklar hala devam ediyor ve Türk halkının en çok izlediği, en sevdiği dizilerden biri, sanıyorum bu dünya içinde bir rekor. 15 sezon hem dizinin uzunluğunu hem de bölümlerin uzunluğunu düşünürsek; çünkü 15 yıl önce ilk başladığımızda bir bölüm 55 dakikaydı şimdi ise 140 dakika.
cay, Yetkin Dikinciler, Sedef Avcı gibi sevdiğimiz isimler oynuyordu erken bitmesine üzüldüm çok emek verdiğim işlerden bir tanesidir. Yaralı Kuşlar’ da bir aile gibiyiz. Dizi bitmesine rağmen hala oyuncu arkadaşlarımla görüşüyoruz.
Oldukça etkili sözler ve besteler yazıyorsunuz. Soundtrack şarkılarını nasıl çalışırsınız? Hikâyeye göre mi; yoksa görüntülerle birlikte mi yazıyorsunuz?
The Young Pope dizisinin bestecisi ile tanışmıştım bütün müzikleri dizi daha çekilmeden senaryoyu okuyarak yazdığından bahsetmişti, tabii onlarda daha uzun bir hazırlık süreci oluyor. Bizde genelde şanslıysak bir ay önce haber veriliyor.

Birçok müzik bestelememiz gerekiyor artı benim durumumda ayrıca sözlü şarkılar yazmamız da bekleniyor dolayısıyla çok hızlı bir tempoda hızlı üretmek durumundayız.
Bazen yapımcı arar ve der ki “Yarına bir aksiyon müziği lazım” öyle bir durumda besteyi yapıp, orkestrasyonu yapıp, müzisyenlere çaldırıp, kaydedip ertesi gün teslim etmek gerekiyor. Umut Yolcuları dizisi ilginç bir diziydi. Zuhal Ol-
Çok yönlü bir müzisyensiniz. İşin hem mutfak kısmında hem de ön (sahne) tarafındasınız. Söz, beste, düzenleme... Hem albüm çalışmalarınız var hem de soundtrackler... Dizi tarafının çok daha fazla zamanınızı aldığını düşünüyorum. Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz? Birbirlerine engel teşkil ettiklerini düşündünüz mü hiç?
Ya da hiç öyle bir dönem olup tercihte bulunmak zorunda kaldınız mı?
Dediğim gibi diziler benim kurtarıcım oldu. Piyasa müziği yapmıyordum, Türkiye ortalamasına göre daha kaliteli bir müzik yapmaya çalışıyordum ve bağımsız bir sanatçıydım arkamda majör bir plak şirketi yoktu o yüzden zorluklar çekiyordum; ama diziler beni kurtardı aynı zamanda sözüyle, müziğiyle, orkestrasyonuyla bir şarkıyı bitirebiliyor olmam dizi yapımcılarının hem hoşuna hem de kolayına gitti sanıyorum.
Bazen barlarda çalmak durumunda kalmadığım için mutlu olsam da bazen de bar programlarını ve daha çok konser vermeyi özlüyorum; çünkü dizi müziği gerçekten çok zaman alan bir iş. Bazı sezon aynı anda 3 - 4 dizinin müziğini yaptığım oluyor o zaman çok yoruluyorum. Başka hiçbir şey hatta yaşamaya vakit kalmıyor; ama şu anda biraz daha rahatlamış durumdayım dizi olarak sadece Arka Sokaklar var ve bol bol belgesel müziği yapacağım. Metin Akpınar belgeselini yeni bitirdik, sırada Haldun Dormen belgeseli var.
Şimdiden planlarını yaptığınız yeni projeleriniz var mı sırada?
Son yıllarda müziklerini yaptığım dizilerden Elif, İkizler Memo - Can ve ilk dizim Sahra’nın soundtrack albümlerini çıkartacağız. Elif dizisinin albümü için Latin Amerika’da çok sevilen bazı şarkıları İspanyolcaya çevirip, İspanyolca söylemek istiyorum bu bayağı vaktimi alacak; ama Güney Amerikalı sevenlerimin sevgisi için değer.
Telif gelirini Mehmetçik Vakfı’na bağışladığınız bir şarkınız var 3. albümünüzden. Çok değerli ve hassas bir davranış. Hangi şarkınız ve böyle bir sosyal sorumluluğu üstlenmeye nasıl karar verdiniz?
Maalesef ülkemizde uzun yıllardır yaşanan terör konusu ve genç yaşta kaybettiğimiz Mehmetçiklerimiz bir genç sanatçı olarak beni hep etkileyen bir konu olmuştur. Kendimizi yurtdışında çok anlatamadığımızı düşünüyorum; çünkü yurtdışından insanlarla konuştuğum zaman teröre 40.000 şehit vermiş bir ülke olduğumuzu söylediğimde kulaklarına inanamıyorlar, böyle bir şeyi ilk kez duyuyorlar, ben de 25 yaşındayken şehit adlı bir şarkı yazdım.
Daha sonra Dün Bugün Yarın albümünde bu şarkıya yer verdik ve sinemamızın duayeni Hülya Koçyiğit, şehit annesini canlandırdı. Şarkının telif haklarından kazanılan gelir MSG tarafından otomatik olarak TSK Mehmetçik Vakfı’na bağışlanıyor. Şehit annelerinin de huzurunda konserlerde bu şarkıyı söyleme şansım oldu. Halkımızın sahiplendiği ve çok sevdiği türkü formunda bir bestedir “Şehit”.
Müzisyen bir aileden geliyorsunuz ve müzikal anlamda yeteneklerinizin olması doğal; ama küçük yaşlarda hiç başka bir meslek hayaliniz var mıydı? Profesyonel müzik hayatınız nasıl başladı?
Çok ilginçtir çocukken Çöpçü olmak isterdim. Çok erken bir saatte uyanırdım annem; “ Oğlum ne olur git yatağına biraz daha uyu” derdi:)

Beni uyku tutmazdı sabah evimizin penceresine yaklaşıp, çöp arabalarını izlerdim çöp kamyonu hep çok ilgimi çekerdi ve bir ara tutturmuştum ben Çöpçü olacağım diye sonra annem bana anlattı o işin ne kadar zor ve hijyenik olmayan ortamlarda yapıldığını daha sonra uzay ilgimi çekmeye başladı ve Astronot olmak istedim. Ailem “Bu çocuk neden ilginç meslekleri seçiyor acaba” diyordu.
Ben 12 yaşına geldiğimde sanatçı olmak istiyordum; ama yaşım çok küçüktü hayalle karışık bir hedefti benim için... Daha sonra şarkılar yazmaya başladım sözler, müzikler yazmaya başladım ve üniversitede arkadaşım Ulaş’la birçok şarkı yazdık. İlk albümüm “Beni Ellere Verdin” de bu şarkılar yer almaktadır.
Yurt dışında da eğitimi almışsınız. O yıllarda hedefiniz neydi?
Her müzisyenin dünyaya açılmak gibi bir hayali vardır; ama o yıllarda bu çok imkânsız gözüküyordu sanki yollar biraz daha kapalıydı. Önce İngilizcemi geliştirmek için yurtdışına çıktım daha sonra Marmara Üniversitesi’nde Sinema okurken, New York’ta ve Londra’da sinema ve müzik üzerine eğitimler aldım. Şimdiki aklım olsa yüksek lisansımı mutlaka yurtdışında yapardım; çünkü insanın değişik ülkelerden insanlar tanıması kariyeri için çok önemli.
Siz Türkiye’den de sanki yurt dışında yaşıyor gibi oldukça aktif çalışıyorsunuz. Başarı dolu bir grafikle pek çok işe imza atıyorsunuz. Yurt dışında yaşamayı ve orada müzik kariyerinize devam etmeyi hiç düşündünüz mü?
Yurtdışındaki bazı imkânlar ve orada bana duyulan sevgi beni cezbetse de beni Türkiye’de tutan çok fazla şey var hem oğlumun burada olması hem ülkemizin nazik ve içten insanları tanıdığım, bildiğim, alışık olduğum kültürün burada olması gibi sebeplerle Türkiye’den başka bir ülkede yaşayabileceğimi pek zannetmiyorum.
Oğlunuz da, henüz küçük olsa da, müziğe meraklı mı diye sormak istiyorum?
Oğlum bir ara gitar dersi alıyordu; ama daha sonra ara verdi. Müziğe yeteneği var, çizime de yeteneği olduğunu görüyorum, çok güzel çizimler yapıyor. Eğer kendini iyi hissedecekse, mutlu olacaksa müzik yapmasını tabii ki isterim.
Hayvan sevginiz nasıl başladı? Hayatınızı paylaştığınız bir can dostunuz var mı? Hayvansever yaşam tarzı platformunda oluşturduğumuz dergimiz aracılığı ile siz okurlarımıza neler söylemek istersiniz?
Uzun yıllardır çocukluğumdan beri bir hayalimiz vardı Polenezköy’ de bir çiftlik evimiz olacak ve Dost diye de Sivas Kangal bir köpeğimiz olacak. Sonradan hakikaten hemen hemen her köpeğimizin ismi Dost oldu.
Bence hayvan sevgisi içimizdeki merhamet duygusu ile beslenen, bize ihtiyacı olan bir canlının hayatına bir şeyler katmamızı sağlayan müthiş bir sevgi.
Hayvansever insanların direkt iyi kalpli ve sorumluluk sahibi insanlar olduğunu düşünüyorum ve hepsine dünyayı daha iyi bir yer haline getirdikleri için teşekkürlerimi ve sevgilerimi iletiyorum.
Sevgili Murat Evgin, bu değerli söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Başarılarınız daim olsun. Daima müzikle...
Çok teşekkür ederim.
Saygılarımla, Mehmetçiklerimiz bir genç sanatçı olarak beni hep etkileyen bir konu





