Söyleşi · Sayı 10

Mert Ertunç

Mert Ertunç

Bir bilim insanı, bas gitarist, fizikçi, elektronikçi, psikoloji araştırmacısı, Bas Fakültesi’nin kurucusu, eğitmen(üniversitelerde ders veriyor), neuroscience yeni yetmesi, hikâye anlatıcısı. İlkokul eğitimini Londra’da tamamlamış, Türkçe’yi 10 yaşında Türkiye’ye dönünce öğrenmiş. Dili öylesine iyi ve ustalıkla kullanıyor ki ana dilinin İngilizce olduğuna inanmak çok zor. 10 parmağında 10 marifet olan Mert Ertunç aynı zamanda sıkı bir yaşam hakkı savunucusu.

Düşkünlükten ziyade, davranış benzerliği nedeniyle yakın buluyor olabilirim. Hayatım boyu hatırladığım kadarıyla hep kedi ev paylaşanlarımız vardı ailemizde. Daha önceki kuşaklarda da böyleymiş. İlk bilinen müzik grubumun adı da Cats In Practice idi. Sevmek ya da “Aa ne şirin!” şeklinde değil, ortak dil ve yaşamı paylaşmak gibi artık. Beden dili olarak dillerini anlayıp konuşabildiğim için zaten çoktan arkadaş çevrem daraldı, “kaç kaç deli var!” şeklinde, çok önemsemiyorum, kalan sağlar bizimdir.

Farklı standup ve seminerlerin var. Şahsına münhasırsın diyebiliriz hatta. “Sahnede Hayatta Kalma Sanatı” diyorsun mesela. Neler anlatıyorsun?

Önce seminerler vardı. Bilim kökenli olduğum için illa bir eğiteyim, öğreteyim hayatı içerisindeydim hep. Fakat kişisel bir özellik olarak, anlattığım şey ilgi çekici ve eğlenceli değilse asla anlatamayacak bir

Basgitar çalıyorsun, basgitar yapıyorsun, markanın adı “BassCat”, instagram hesabının adı da “thebasscat”. Sahneye de kedili tshirtle çıkıyorsun. Nedir bu kedi düşkünlüğün?

yapım var. Gitgide evrildi, sonra da “standup olarak yapsana!” (Çünkü bilimden tiksindi herkes sanırım) baskılarına dayanamadım ve denemeye karar verdim. İnsanların da anlamsızca hoşuna gitmesiyle devam ediyorum halen. “Yeter n’olur bırak artık!” şeklinde bir toplu deklarasyon gelmediği sürece de devam edeceğim sanırım.

Parmak sallamak gibi bir derdin yok. Yaşadıklarını, son derece yalın bir dille aktarıyorsun. Seyirciye birinci dakika itibariyle ulaşıyorsun. Samimiyetinin sırrı ne?

Hayatımda yargılama yok. Herkes neyse o. O nedenle hiç parmak sallayasım gelmiyor açıkçası. Ben sahnede mutluyum, çaktırmadan işe yarayacak bir şeyler de öğretiyorum. Yarısından fazlası doğaçlama oluyor zaten aklıma gelen fikirleri, olayları pek durduramadığım için. Samimiyet kısmına gelince, en çok gülünen şeyler gerçek olaylar. Yeterince komik olaylar çıkarabilecek bir coğrafya ve kültüre sahip burası.

“Dinlediğin müzik sen misin?” seminerinde bilimsel ama sıcak ve anlaşılır bir dille anlatıyorsun meramını. Neler anlatıyorsun?

Mert Ertunç
Mert Ertunç

Temelde müzik ve insanın ne denli bir organik bağının olduğu üzerine bir seminer bu. Kişisel olarak nasıl duyduğumuzu, nasıl anladığımızı ve nasıl sevdiğimizi Röportaj: Özgün Öztürk

“Dürüstçe bir şey söylemem gerek; standuplara başlamayı kabul etmemin en büyük sebebi gelirini ihtiyacı olan hayvanlara hibe edebilmekti. “ anlatıyorum. Algılarımızın “ben” dediğimiz karakterimizi oluşturmasını. Çok da “gerçek” olmadığımıza dair fazlasıyla ikna edici materyallerim var! Bilim anlaşılır olduğunda bilimdir, öbür türlüsü branş dışı insanlar için “şekilli kelimeler yumağı” olur. Benim de şekilli kelimelerim var ama açıklıyorum tabii.

Yaşam Hakkına Saygı Derneği’nin ve derneğin himayesindeki hayvanların sürekli destekçisisin. Dernek üyesisin de. Neden Yaşam Hakkına Saygı?

Dürüstçe bir şey söylemem gerek; standuplara başlamayı kabul etmemin en büyük sebebi gelirini ihtiyacı olan hayvanlara hibe edebilmekti. Adı Homo Sapiens olan türümüz ki bu “düşündüğünün üzerine düşünen insan” demek; aslında belli konularda bayağı düşüncesiz. Özellikle çevresinde ve hayvanlar üzerinde yarattığı yıkım konusunda. Ancak her hikâyede kahramanlar zor zamanlarda ortaya çıkar. Özellikle Yaşam Hakkına saygı Derneği’nde ve çabalarında bu kahramanlığı gördüm. Konuşmuyorlar, çalışıyorlar, kurtarıyorlar. Gereken de bu. Etrafıyla harmonik yaşamayı öğrenene kadar herkes, ben de desteğimde ısrarcı olacağım tabii ki.

Bas Fakültesi’ni ne zaman kurdun? Öğretmek nasıl bir duygu? Yola çıkarken hayal ettiklerinle bugün geldiğin nokta örtüşüyor mu?

2006 yılında başladı Bas Fakültesi macerası. Bilgi benim için canlıdır. Fakat sadece aktarım halindeyken yaşar. O nedenle bildiklerimizin bizim zihnimizde hapis ölmesine karşı sürekli geliştirip dağıtmak hayattaki tek amacımdır her zaman. Amaç da demeyeyim, buna dönüştüm artık iyice diyebilirim. Eğlenceli olarak aktarmayı da tercih ederim. Sonuçta dopamin salınırken öğrenme daha kuvvetli oluyor! Yola çıkarken olan hayallerle bugünküler örtüşüyor tamamen ama yine de çok farklılar. Yıllar içinde geliştiler, değiştiler ve daha verimli oldular. Sanırım hepimizin olması gerektiği gibi...

Bir de S-TEAM var. Bildiğiniz Adamlar diyorsun hatta. Biraz da onlardan söz eder misin? Derdi ne bu adamların, ne söylüyorlar?

S-Team tamamen eğlenmek için bilindik müzisyenler olan dostlarımla kurduğumuz bir ekip. Bizim eğlencemize ortak olan dinleyicilerimiz ile birlikte rock ve alternatif rock türlerinde 2000-2007 arası Beyoğlu’nun en sevilen repertuarını icra ediyoruz. Genci de yaşlısı da mutlu oluyor.

Mert Ertunç Ekim itibariyle İstanbul’da Kadıköy’de Karga Bar’da her ay iki kez standup yapmaya başlıyor. Şirketlerde, üniversitelerde ve çeşitli organizasyonlarda hem standup yapıyor hem de seminerler veriyor. S-Team olarak da Kadıköy’de Buddha Bar, Taksim’de Arsen Lüpen’de sürekli sahne alıyorlar.

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 10 (Ekim 2019) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.