Kapak Konuğu · Sayı 31

İrem Altuğ

İrem Altuğ

Sevgili İrem Altuğ hoş geldiniz. Sizinle yolumuz 2021 de İstanbul’da Ekim ayında gerçekleştirilen Pet Zoo fuarında “Bir Pati Çetesi” standında kesişti. İyi ki de öyle oldu sizi yakından tanımak enerjinizi ve içtenliğinizi görmek ayrıca çok mutlu etti bizleri. Konuya buradan girince biz sizinle uzun uzun sohbet ettik ama okurlarımız için hemen sormak istiyorum; “Bir Pati Çetesi” Derneğini kurma fikriniz nasıl oluştu?

Merhaba, tanıştığımıza bizler de çok memnun olduk, sizler gibi hayvan sever Birbirinden başarılı dizi ve filmlerde görmeye alışkın olduğumuz İrem Altuğ geçtiğimiz sezon final yapan Çukur dizisinin Ayşe Koçovalı’sına can vermişti. Sevgili İrem Altuğ ile sokak hayvanları yararına dostlar edinmek harika, ayrıca bize derginizde yer verdiğiniz için de çok teşekkür ederiz. Ben çocukluğumdan beri hayvanları çok severim, ailem de öyle ve hep kediler köpeklerle büyüdüm diyebilirim. Neredeyse tüm arkadaşlarımın evcil hayvanları var ve hepsi sokak hayvanlarına karşı aşırı duyarlı. Hepimiz kendi imkânlarımız doğrultusunda yıllardır sokak hayvanlarına yardım ediyorduk ve birbirimize destek oluyorduk. Sonunda bunu daha ciddi bir platforma taşımaya karar verdik. Hem daha çok canımıza ulaşabilmek için hem de toplumda bu duyarlılığı arttırmak için diyebilirim. Bir buçuk sene önce beş arkadaş bir araya geldik ve dernek çatısını oluşturduk. Derken 18 Aralık 2020’de resmi olarak “Bir Pati Çetesi” Derneğini kurduk. Şu anda on altı kişiden oluşan çok minnoş bir derneğimiz var.

Tabii Derneğinizin faaliyetlerini de konuşalım isterim. Neler yapıyorsunuz?

Elbette. Sokak hayvanları yararına her şeyi yapıyoruz ama sahada çalışan arkadaşlarımız özellikle yaralı, tedaviye ve bakıma ihtiyacı olan vakalar üzerinde duruyorlar. Bu yavrularımızın tedavilerini üstleniyoruz ve tedavi sonrası bakımlarını yapıyoruz. Daha sonra kısırlaştırıyoruz ve yuvalandırıyoruz. Besleme çetemiz var, vakit buldukça orman beslemeleri yapıyoruz. İzmir’deki çeteciler her hafta barınağa gidiyorlar ve ömürleri boyunca oradan çıkmayacak olan yasaklı ırkların bakımlarını yapıyorlar. Yuvalandırılması zor olan engelli minnoşlarımızın bulunduğu bir pati bahçemiz var, onlarla ilgileniyorlar. Veteriner teknikeri bir çetecimiz var, o ağır vakaların bakımını üstleniyor. Yurt dışı yuvalandırmaları yapıyoruz. Köpek eğitmenlerimiz var, onlar rehabilite edilmesi gereken yavrularımıza yardımcı oluyorlar. Ben ve başka çetecilerimiz geçici yuvalık yapıyoruz. Bir de olabildiğince çok insana ulaşmak için sosyal medya üzerinden canlı yayınlar yapıyoruz. Dernekler bağışlarla ayakta durabiliyor malum, bu konu da destek olmak isteyenler size nasıl ulaşabiliyorlar?

Dernek çalışmalarını sürdürebilmemiz için bağışlara çok ihtiyacımız var, çünkü dernek olarak herhangi bir satış yapmamız Ben şöyle düşünüyorum, yaşadığımız hayata borcumuz var. Bakın bu hayvanlar hepimizin, yüzyıllardır onlarla bir arada yaşamış bir toplumuz ve zamanla onların yaşam alanlarını kısıtlar bir düzen kurmuşuz. Ama bu canlar bizim yaşam düzenimize bir şekilde ayak uydurmuşlar ve her koşulda koşulsuz sevgileriyle bizimle olmuşlar. yasak tek gelirimiz, üyelerimizin aidatları ve hayvan sever dostlarımızın maddi yardımları. www.birpaticetesi.org web sitemize girdiklerinde, kurumsal dernek hesabımıza ulaşıp bağış yazarak bize destek olabilirler. Kredi kartlarını tanımlatıp her ay bize destek olabilirler. Özellikle düzenli bağışçılara çok ihtiyacımız var. Ya da mama yardımında bulunabilirler.

İçinde yaşadığımız bu kriz ortamlarında bağışçı bulabilmek zorlamıyor mu? Üstelik söz konusu hayvanlar olunca çok sevenleri ilgilenenleri olduğu kadar hiç umurunda olmayan yok sayanlar da var malum..

Çok kolay değil ama uğraşmaya değer. Ben şöyle düşünüyorum, yaşadığımız hayata borcumuz var. Bakın bu hayvanlar hepimizin, yüzyıllardır onlarla bir arada yaşamış bir toplumuz ve zamanla onların yaşam alanlarını kısıtlar bir düzen kurmuşuz. Ama bu canlar bizim yaşam düzenimize bir şekilde ayak uydurmuşlar ve her koşulda koşulsuz sevgileriyle bizimle olmuşlar. Onlar sokaklarda soğuktan, açlıktan ya da hastalıktan can çekişirken kafamızı çeviremeyiz. Bu hayat çok gelip geçici, yaptığımız her iyilik bizim maneviyatımızı güçlendirir ve bizleri daha iyi insanlar yapar. Biz elimizi taşın altına koymayı seçtik ve maddi manevi canlarımıza yardımcı olmak için yola çıktık, insanlardan beklentimiz ise bu yolculukta bize ve bizim gibi dernek veya oluşumlara destek olmaları. Biz herkes adına canlarımızı doyuruyoruz, bakımlarını ve tedavilerini üstleniyoruz, bize maddi destekte bulunan dostlarımız bu iyiliğe ortak oluyorlar. Bu hayatta bundan daha güzel ve anlamlı bir şey olamaz diye düşünüyorum.

Kesinlikle haklısınız. Sevgili İrem Altuğ biraz da oyunculuğa başlama serüveninizden bahsedelim istiyorum. Röportajımız için dersime çalışırken fark ettim ki küçücük yaşlarınızda bir çocuk güzellik yarışmasında 7 – 12 yaş grubu içinde 1. Seçilmişsiniz. Televizyona bakıp “ Ben de ekranda görünmek istiyorum neden ben yokum “ dermişsiniz. Demek ki o zamanlardan kafanıza koymuşsunuz. Oyuncu olmak bir tutku muydu sizde?

İrem Altuğ
İrem Altuğ

Oyunculuk yapmak bir tutkudan ziyade çok eğlenceli bir oyundu benim için. Çocukken kendi uydurduğum televizyon oyunu vardı mesela, arkadaşlarımla televizyon programları yapardım, farklı karakterleri taklit ederdim. Kamera karşısında olmak da oyun gibiydi. Derken sekiz yaşımdayken tiyatro kursuna başladım, çocuk oyunlarında sahne aldım. Ailem de bu konuda bana çok destek oldu.

Sonra Üniversite yılları geliyor ve doludizgin devam galiba?

Evet, lise hayatım boyunca reklamlar, dublaj, tiyatro hep devam etti sonra Mimar Sinan oyunculuk bölümünü kazandım. İki sene okuduktan sonra Amerika’ya gittim, San Francisco devlet üniversitesinde oyunculuk okudum. Sokak hayvanları yararına her şeyi yapıyoruz ama sahada çalışan arkadaşlarımız özellikle yaralı, tedaviye ve bakıma ihtiyacı olan vakalar üzerinde duruyorlar. Bu yavrularımızın tedavilerini üstleniyoruz ve tedavi sonrası bakımlarını yapıyoruz. Daha sonra kısırlaştırıyoruz ve yuvalandırıyoruz. Besleme çetemiz var, vakit buldukça orman beslemeleri yapıyoruz. İzmir’deki çeteciler her hafta barınağa gidiyorlar ve ömürleri boyunca oradan çıkmayacak olan yasaklı ırkların bakımlarını yapıyorlar. Yuvalandırılması zor olan engelli minnoşlarımızın bulunduğu bir pati bahçemiz var, onlarla ilgileniyorlar. Veteriner teknikeri bir çetecimiz var, o ağır vakaların bakımını üstleniyor. Yurt dışı yuvalandırmaları yapıyoruz. Köpek eğitmenlerimiz var, onlar rehabilite edilmesi gereken yavrularımıza yardımcı oluyorlar. Ben ve başka çetecilerimiz geçici yuvalık yapıyoruz. Bir de olabildiğince çok insana ulaşmak için sosyal medya üzerinden canlı yayınlar yapıyoruz.

Dimi tam da bu esnada herkesin cesaret edemeyeceği bir şey yapıyorsunuz. Work and Travel ile 2 aylığına Amerika’ya gidip 4 yılınızı orada geçiriyorsunuz. Üstelik 300 dolar var yanınız da. Hadi sizden dinleyelim.

Cahil cesareti diyelim. Şimdi geri dönüp düşününce kendime ve bu yolculukta bana eşlik eden dostuma hayran kalıyorum. Nasıl bir azim ve nasıl bir cesaret ve nasıl bir cehaletmiş bizimkisi. Yurt dışında okumak çok arzu ettiğim bir şeydi. Ablam 95 yılında Londra’ya gitmişti ben de yazları onun yanına gittim. O zaman okulları çok araştırdım ama dehşet pahalıydı. Kısacası yurt dışında okumak bir hayal olarak içimde kalmıştı. Ama San Francisco’ya gidip çalışmaya başladıktan sonra araştırmalarıma devam ettim. Devlet okullarının çok pahalı olmadığını ve çalışmaya deva edebilirsem okul parasını biriktirebileceğimi fark ettim. Arkadaşımı kandırıp minnoş planlar yaparak ve yalanlar söyleyerek bu hayali gerçek kıldım. Ama gerçekler hiç de göründüğü kadar kolay olmadı, bu yalanların ve planların cezasını ağır ödedim. Çok zor günler geçirdim, çok gözyaşları, çok ter döktüm ama çok azmettim ve hem çalıştım hem de okudum.

On parmağınızda on marifet bir de yazarlığınız var. Fuarda büyük bir nezaketle imzalayarak hediye ettiğiniz “ San Francisco Kafası” adlı kitabınızı eve döndüğümde bir çırpıda okuyup bitirdim. Müthiş keyif aldım. Çok yalın ve samimi bir dille yazılmış aynı zamanda çok güldüğüm, sanki kendim o işlerde çalışıyormuş gibi yorulduğum, bazen açmışım gibi mide krampları çektiğim hem komik hem düşündürücü hem de sorgulatıcı bir kitap okudum. Bir de tabii bu kitabın hayırlı bir işe vesile olması durumu var. Kitabınızı ve çıkış hikâyesini bize anlatır mısınız?

Az önce bahsettiğim gibi, San Francisco az canıma okumadı. Çok üzdü, çok yordu, çok yüzleştirdi beni. Orada yaşadığım dört sene öyle anılar biriktirdim ki yazmasam olmazdı. Bu anıların bir kısmını sadece şahit olanlar bilir, gerisi de bende saklı. Hazır aradan yirmi sene geçmişken ve dün gibi her şeyi hatırlarken bu yaşanmışlıkların bir tanığı olsun diye kaleme aldım. Kitap olacağını çok düşünmeyerek yazmaya başladım. Daha önceleri hep senaryo yazdığım için ve yazmayı sevdiğim için çok zor olmadı. Yazmaya başlamadan önce bir söz verdim kendime, dürüst olacağım ile ilgili. Geçmişimle yüzleşmek bazen üzdü bazen güldürdü bazen de hayrete düşürdü beni. Bir nevi terapi gibi geldi yaşanmışlıkları kağıda dökmek. Derken aklına güvendiğim dostlarımla paylaştım ve onların cesaretlendirmeleriyle kitap olarak çıkarmaya karar verdim. Ahmet Ümit’in yardımıyla Everest yayınlarına gittim, Vedat Bey ile tanıştım. Ve” San Francisco Kafası” okuyucularla buluştu. Kitabımın gelirlerinin bir kısmı derneğimize bağış olarak geliyor, bunun için tekrar Vedat Bey’e teşekkür ederim.

Yine oyunculuğunuza dönmek istiyorum. Tiyatro üzerine eğitimlerinizi tamamlamışsınız. Gönlünüzde yatan aslan hangisi? Sinema, TV dizileri, Tiyatro? Yani kamera karşısında mı yoksa seyirciyle bire bir göz temasında bulunarak oynadığınız oyunlardan mı keyif alıyorsunuz?

Sinema benim için hem izlemekten hem de yer almaktan ayrı keyif aldığım bir sanat dalı. Sahnede olmak da başka bir keyif ve heyecan ancak ben içinde yer aldığım projeyi izlemekten çok mutlu oluyorum.

Rollerinize nasıl hazırlanırsınız? Bir metodunuz var mı?

İrem Altuğ
İrem Altuğ

Birçok teknik var kullandığım. Ama her şeyden önemlisi karakteri ve hikâyeyi çok iyi anlamam ve özümsemem gerekiyor. Çoğu zaman masa başı çalışmasıyla başlıyorum. Karakter analizi yapıyorum hemen hemen her rol için, karakterin geçmişini ve geçmişin bugününe yansımalarını keşfediyorum.

Senaryodan zaman çizelgesi ve ilişki ağlarını çıkarıyorum. Sonra karakter ile özdeşlik kuruyorum ve karakterin içinde bulunduğu durumu kendime yaşatmaya çalışıyorum. Önemli sahnelerin çekimlerini yapıp izliyorum. Çeşitli doğaçlamalarla karakterin beden dilini ve ses tonunu oturtmaya çalışıyorum. Yaklaşık on senedir oyunculuk dersi verdiğim için oyunculuk tekniklerini sürekli araştırıyorum. Şimdi geri dönüp düşününce kendime ve bu yolculukta bana eşlik eden dostuma hayran kalıyorum. Nasıl bir azim ve nasıl bir cesaret ve nasıl bir cehaletmiş bizimkisi. Yurt dışında okumak çok arzu ettiğim bir şeydi. Ablam 95 yılında Londra’ya gitmişti ben de yazları onun yanına gittim. O zaman okulları çok araştırdım ama dehşet pahalıydı. Kısacası yurt dışında okumak bir hayal olarak içimde kalmıştı. Yeni metotlar ve bilgiler ediniyorum hepsini deneyimleyerek role hazırlanıyorum. Böylece derslerde de daha farklı ve taze bilgiler sunabiliyorum.

Tabii yeni proje var mı neler yapıyorsunuz bu aralar onu da merak ediyoruz?

Sinematek sinema okulunda oyunculuk derslerim devam ediyor bir de özel ders alan öğrencilerim var. Dernek işleri çok vaktimi alıyor. Yeni sezon için henüz bir projeyle anlaşmadım ama görüşmeler devam ediyor. Hem derneğe gelir olması için hem de toplumda hayvan sevgisini arttırmak için yapmak istediğim bir televizyon programı var, onun için kanallarla görüşüyorum. İkinci kitabı yazmaya başladım. Bir de üç kedim ve bir köpeğim ile bol tüylü ama çok eğlenceli günler geçiriyorum.

Veee siz dans etmeyi de çok seviyorsunuz. Eğitmenlik yapıyorsunuz, oyunculuk, dans, kitap yazmak.. Hangisinde kendinizi özgürce ifade edebildiğinizi düşünüyorsunuz?

Ne yalan söyleyeyim dans etmek apayrı bir şey benim için. Dans ederken kendimi çok özgür ve aşırı mutlu hissediyorum. Yazmak keyif veriyor ama her zaman kelimeler kendimi ifade etmemde yeterli olmuyor. O nedenle çok kitap okuyorum. Oyunculuk ise bazen iş gibi geliyor neticede hayatımı oyunculuk yaparak kazanıyorum ama güzel projelerde yer aldığımda hele de zorlayıcı sahneler oynadığımda beni çok tatmin ediyor.

Kitabınızı okurken fark ettiğim bir şey bu 19 lu yaşlarınızdayken bile aynı zamanda kendisini sorgulayan, başarı odaklı, hayallerinin peşinden giden birisiniz. Şimdi hayata nasıl bakıyorsunuz?

İrem Altuğ
İrem Altuğ

O yaşlardaki azmim ve inadım yok sanırım. Geçen yıllarda yaşanan kayıplar hayatın çok da ciddiye alınmaması gerektiğini öğretti bana. Maneviyatım daha kuvvetlendi. İyi bir insan olmak, başarılı bir oyuncu olmaktan daha önemli. Yaşadığım hayata fayda sağlayan bir insan olmak için uğraşıyorum.

Sizin evdeki pati çetesini konuşmadan olmaz tabi ki:) Evde durumlar nasıl? Kaç çocuğunuz var? İsimleri neler? Birbirleriyle nasıl anlaşıyorlar?

Minnoş isminde parkta hamileyken bulup doğumuna yardım ettiğim bir kedim ve doğum sonrası yuvalandıramadığım ama iyi ki de dediğim iki oğlan var, pembe ve panter. Onlardan önce dört sene baktığım Kuzu adında, genç yaşta melek olan bir kedim vardı. Ne zaman ki minnoş ve oğlanlar geldi, o zaman şunu fark ettim, tek kedi çok kediymiş. Çünkü kuzu sabah akşam benimle oynamak, beni ısırmak, tırmalamak ve sırnaşmak isterdi. Şimdi bu üç minnoş bir arada olunca, kedice ihtiyaçlarını birlikte karşılıyorlar. Birlikte yatıyorlar, birlikte oynuyorlar bazen ben onlara salça oluyorum. Onlar dışında Çanakkale’de sokakta bulunan bir köpeği sahiplendim.

Onu geçici yuvalık yapmak için evime almıştım ama bırakamadım. İlk geldiğinde kucağıma çıktı ve yıllar önce baktığımız Şeker adlı köpeğimiz gibi kokuyordu. İlk koklayışta âşık oldum diyebilirim Loliş’e. O kadar çok kedi ve köpeğe evimi açtım ki, kediler ara ara bu durumdan muzdarip olsalar da bir çete elebaşı olduğum için az tıslayıp kabulleniyorlar. Loliş de arada pati yiyor ama bazen de birlikte uyuyorlar.

Evet, çok kısa sürede evdeki hiyerarşik sistem yerine oturuyor ve anlaşabiliyorlar. Bir de Pazar akşamları İnstagram canlı yayınlarınız var. Var gücünüzle çalışıyorsunuz hayvan sevgisi ve farkındalığını arttırmak için. Nasıl gidiyor?

Sizi de konuk almıştık bir yayına, çok keyifli bir sohbet olmuştu tekrar teşekkür ederim

Rica ederiz ne demek biz de çok keyif aldık. Aynı ortak payda da buluşup konuşabildiğiniz ortamlar hep içten ve keyifli geçiyor.

Güzel gidiyor ama her hafta yeni bir konuk bulmak pek kolay olmuyor. Şimdiye kadar neredeyse otuz yayın yaptık, çok sevdiğim oyuncu arkadaşlarım, sanatçılar ve sizin gibi hayvan sever dostlarımız katıldı. İlk başlarda izleyenler özellikle Çukur dizisi ile ilgili yorumlar yaparken zamanla hayvanlar ile alakalı sorular sormaya ve yorumlar yapmaya başladı. Bu yayınlar sayesinde hem dernekte her hafta neler yaptığımızı paylaşıyorum, hem de hayvan severleri bir araya getiriyorum. Hayalim bu yayınları televizyon kanalında ya da dijital bir platformda yapmak. Maalesef hayvan sevgisini arttıracak insanları bilinçlendirecek yayınlara pek yer verilmiyor. Umarım, yakın zamanda daha geniş kitlelere ulaşacağımız bir platform ile anlaşırız ve bu minnoş sohbetleri herkesin izlemesini sağlarız.

Sevgili İrem Altuğ bu harika sohbet için çok teşekkür ediyoruz size. Son olarak okurlarımız için ne söylemek istersiniz?

Ben teşekkür ederim. Derneğimizi takip etmeleri bizim için çok değerli. https:// ram adresimiz. Sokak hayvanları yararına bizlere yapacakları maddi ve manevi destekler için şimdiden çok teşekkür ederiz. Geçici yuva olmak ya da gönüllü olmak isterseniz bize web-sitemizden yazabilirsiniz. Havalar soğuyor, lütfen mahallenizdeki minnoşlara göz kulak olun, su ve mama vermeyi ihmal etmeyin, karda apartmanınıza ya da müsaitse evinize alın. Bu canlar hepimizin, herkesi merhametli ve vicdanlı olmaya çağırıyorum.

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 31 (Ocak 2022) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.