Kapak Konuğu · Sayı 7

Hayko Cepkin

Hayko Cepkin

Yaşamakta olduğu çiftliğinde buluştuğumuz sevgili Hayko Cepkin’le yaşam formu, ekstrem sporlar, müziği ve hayvanlar üzerine çok keyifli bir söyleşi yaptık. Bu söyleşiyi sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.

Sevgili Hayko, seninle tanıştığımız gün, yaptığın atlayışta diğerlerinden farklı olarak paraşütünü yere o kadar yakın açtın ki; yüreğimiz ağzımıza geldi. Sana sorduğumda da “benim ekipmanım hızlı” demiştin. Biliyoruz ki yaptığın her işte olduğu gibi paraşütle atlama konusunda da fark yaratıyorsun. Bu paraşüt tutkusu ne zaman ve nasıl başladı?

2000 yılında Viyana’da bir lunaparkta Hiç boş oturup yaymıyorum. Daimi üretim halindeyim.”

Ölüdeniz Hava Oyunları sırasında, tam da “kim bu yıldırım gibi gelen paraşütçü” dediğimiz sırada tanışma imkabindiğim spaceball adında bir alet ile bu heyecana bulaştım. Bu tip hislere en yakın olarak ne ile uğraşabilirim diye araştırdığımda sonuç beni paraşüt sporuna sürükledi. İzmir Selçuk bölgesindeki paraşüt okulunda ilk turistik tandem atlayışımı yaptıktan 1 hafta sonra eğitimlere katıldım. Eğitimlerimi Türkiye ile de sınırlı tutmayıp fırsat buldukça yurtdışında farklı okullarda da kendimi daha fazla geliştirebilmek için farklı atlayışlar yaptım.

Dışarıdan bakıldığında gayet tehlikeli ve riskli duruyor ama gerçekten de tehlikeli bir spor mudur bu?

Her sporun ciddi bir konsantrasyon ihtiyacı var. Kimi sporlarda bir parça konsantrasyon kaybı yaşarsanız belki puan kaybedebilirsiniz. Bu sporda ise hayatınıza mal olabilir. Bu sebeple ciddi bir konsantrasyon ile gerekliliklerin hepsini harfiyen yerine getirmeniz gerekiyor. Ciddiyetiniz ve konsantrasyonunuzu sağlam tuttuğunuz sürece tüm sporlardan daha güvenli olduğunu iddialı bir şekilde rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ekstrem sporlar, konserler, beste – müzik çalışmaları, çiftlik ve özel yaşamın... Bu konulardaki fark edilir başarıların öte yandan zaman planlaması konusunda da çok başarılı olduğunun ispatı aslında. Zamanını nasıl planlıyorsun?

Zamanı kontrol etme şansımız yok ama planlama şansımız var. Planların tutmaması riski olduğu için de B ve C planını da cebinize koyabiliyorsanız bir tutam da olsa zaman ile doğru şekilde akma fırsatını bulabiliyorsunuz. Çocukluğumdan beri her şeyim planlı programlı ve disiplin içinde oldu. Bu sebep ile bu tavır benim için artık rutin bir hayat felsefesi halini almış durumda.

Adrenalini bol sporlar dışında başka sporlara da ilgin var mı?

Ralli yaptım, motor sporları, dalış, boldering, rafting vesaire ve daha standart pek çok spor. En dinamik ve yine söyleyeyim en güvenli olarak paraşütten ayrı bir spor beni çok heyecanlandıramıyor. Tabii bunun yanında yapmadığım ve bu yaştan sonra da eğitilsem de hakkını veremeyeceğim pek çok çılgın spor var. Artık onların sadece zevkle seyircisiyim. Dağdan daracık yollardan bisiklet ile inmek, arkanızdan çığ gelirken kayak yapmak gibi gibi...

Yaptığın müzik dolayısıyla, akan suya normal yollardan ulaşıp karışmak yerine başka bir kanal açarak ulaşma yolunu seçtiğini söylüyorsun. Zoru sevdiğin için mi yoksa yapmak istediğinden ödün vermek istemediğinden mi bu seçim?

Hayko Cepkin
Hayko Cepkin

Kuralları belirlenmiş düzende kural dışı başarı; hem şaşırtıcı hem kıskanılan hem takdir edilen hem de uzaktan haset ile seyredilen merak edilen şüphe duyulan pek çok hali tetikliyor saymakla bitmez. Bizim yolumuz sadece sevilmeyi getirmiyor. Çok fecisi sevilmeyi tetikliyor. Kim-

Hiyerarşik sistemi kurduk ve aileye yeni birini katmıyoruz. Daha doğrusu katamıyoruz bana karşı fazla bir ilgi kıskançlık var.” seye hesap vermiyorsunuz asla ödün vermeniz gerekmiyor. Çünkü karar mercisi kendinizsiniz. Bu da çok büyük lüks.

Sahneye adım attığın günden beri izlediğin yükseliş çizgisi.. Yani, her yeni albüm bir adım daha yukarı çıkartıyor Hayko Cepkin’i. Tüm bunlar önceden yaşanmışlıklarının birikimiyle doğaçlama mı çıkıyor, yoksa her biri projenin bir adımı mı?

Yukarıda da belirttiğim gibi hepsi çok önceden günü saati ayına kadar, hâlini tavrını planladığım hamlelerdi. Ama bestelerimi hep albümleri çıkartmaya yakın o anki o dönemdeki ruh halime göre besteledim. Bu sebep ile albümlerime kişisel biyografim olarak bakarım. Amacım zaten hep 1 adim yukarı denklemi ile yürümek oldu. Bir anda yükselenlerin altı boş olduğu için düşüşleri çok sert oluyor. Bizde yavaş sabır isteyen ama hep istikrarlı zaferleri ile mutlu eden bir yöntem baki.

Peki, yeni yılda bir albüm çalışması var mı? 2019 için projelerin neler?

2 yeni beste ve 2 adet de akustik versiyonlarını yayınlayacağız.

“Hayko Cepkin” çok göz önünde ve aktif bir marka iken, Özel yaşamına dair bildiğimiz tek şey yakın bir zamanda 15 yıllık birlikteliğinin ardından Aslı hanımla evlenmiş olduğun. Bu ince çizgiyi nasıl koruyorsun?

Çok basit. Vıcık vıcık yaşamıyorum. Eski kafalıyım bu konuda. Bana ait olan özelimi sadece ailemin içinde olanlar ile paylaşıyorum. Bu da standart bir aile yaşantısı kuralı. Özeliniz özel kalmalı.

“Kontrollü” ya da “kontrolcü” ya da her ikisi de mi? Bu anlamda kendini nasıl tanımlarsın?

İkisi de.)

İstanbul’u terk ettikten sonra tercihin neden Bodrum’da bir sahil villası değil de, Kuşadası’nda bir çiftlik oldu?

Hayko Cepkin
Hayko Cepkin

Sahiplendirme ameliyat tedavi gibi pek çok dostun da desteği ile açıktan fayda sağlamaya çalışıyoruz. O kadar çok talep var ki tüm bu uğraşımıza rağmen yüzde 1 bile faydamız yok dünyaya” Paraşüt sevdası için Selçuk’a gide gele bölgeye alışmıştım. Eşim de Kuşadası hemen yakınında hem deniz var hem dağ her ikisi ile de buluşabilir deyince hak verdim ve bir anda karar alıp taşındık. Herkes ikinci en iyi bildiği yeri tercih ediyor genelde taşınma arifesinde. Zamanla alışıp öğrenince de merkezden daha köye doğru geçiş yaptık.

Bize Varil’ i anlatabilir misin biraz? Burası tam olarak nedir, içinde neleri barındırıyor? Amaçladığın nedir?

Varil Selçuk şirince bölgesinde kurduğumuz bir kamp yaşam alanı idi. Açık alanda ceviz ağaçlarının gölgesinde hem çadır hem kulübede hayvan dostlarınız ile gelip konaklayabileceğiniz bir alan olarak tasarladık. 2 adet de tadı damağımızda festival yaptık 2biner kişilik. Zaman içinde açıkta özgürce dolaşan hayvanlarımızı bazı insanlar yüzünden arkada yaptığımız barınağımızda kapalı tutmak zorunda kaldık. Bu durum beni rahatsız ettiği için bir kış sezonuna girerken mekânı kapatıp bebelerimi serbestçe saldım. Zaten geçen kış yaşanan dere taşması yüzünden alan ciddi zarar gördü. Biz de cümbür cemaat Kuşadası’nda hazırlamakta olduğumuz çiftliğe apar topar taşındık. Şimdi hep beraberiz. Varili kapattık.

Peki, burada işler nasıl yürüyor? Toprakla ve hayvanlarla uğraşmak göründüğü kadar kolay olmamalı. Hele ki metropol yaşamından sonra.

Henüz toprak ekim gibi bir durumum yok. Yeşillendirme ve peyzaj tesviye işlerini iyi bilirim. Ama domates biber durumum yok o konuya dalamadım. Bebeler ile ilgilenmek de bir zevk. Sıfır zorluk. Sadece büyük oğlumuz Midas (eşek) farklı biri. Deli saati gelince canımıza okuyor.)

Tercih ettiğin yaşam formunun müziğinin üzerindeki etkisi ne oldu? Üretimin açısından daha mı verimli?

Üretim fikir ve hayata geçirme konusunda ufkum da açıldı hamle süratim de yükseldi. Bu sebep ile çok faydasını gördüm diyebilirim. Hiç boş oturup yaymıyorum. Daimi üretim halindeyim.

“Şehr-i İstanbul” un sendeki karşılığı desek?

Yazık oldu güzelim şehre

Yine Hava Oyunlarında gördüm ki, paraşütünde Beşiktaşlı.. Beşiktaş aşkını bilmeyen de yok muhtemelen. Bu sevdanın kaynağı nedir, kimdir?

Babadan oğula geçen bir sevda. Bayrağı teslim aldık. En büyük şart kısırlaştırma. Net olarak çok önemli bir konu. Rehabilite için ise önce insanları rehabilite etmek gerekli diye düşünüyorum.”

Beşiktaş demişken akla kartal geliyor ve hemen ardından da Karga:) Senin için Kargayı özel kılan nedir?

Hayko Cepkin
Hayko Cepkin

94 yılı The Crow filmi ile başlayan bir ilgi bir sevgi. Sonrasında kargalar hakkında araştırma yapar iken zaten yukarıda bahsettiğim aile, aidiyet birlik ve planlama mevzulardaki hassasiyetler ekstra takdirimi kazandı. Sanırım ben de en az bir karga kadar yaşıyorum.

Yaşamında hayvanların çok önemli bir yerin olduğunu biliyoruz. “Onlara da yaşam alanı verip, kendi yaşam alanını da onlarla paylaşıyorsun üstelik. Burada kaç hayvan barınıyor?

5 köpeğimiz 2 kedimiz 1 eşeğimiz var. Tavuk ve horozlarımızı arkadaşımızın çiftliğine verdik. Köpekler tavuklara çok göz diktiler mundar olmasınlar yazık dedik...dünya sadece insan ırkının malı imiş gibi bir vasat düşünce yüzünden bilinçli bir önlemsizlik söz konusu....” Kuralları belirlenmiş düzende kural dışı başarı...” Hiyerarşik sistemi kurduk ve aileye yeni birini katmıyoruz. Daha doğrusu katamıyoruz bana karşı fazla bir ilgi kıskançlık var. Yeni bir bebeyi sevecek olur isem savaş çıkar. Sahiplendirme ameliyat tedavi gibi pek çok dostun da desteği ile açıktan fayda sağlamaya çalışıyoruz. O kadar çok talep var ki tüm bu uğraşımıza rağmen yüzde 1 bile faydamız yok dünyaya.

Burada nasılsa bakılıyorlar düşüncesiyle çevreden de buraya bırakılan hayvanlar oluyor mu? Çünkü nerede hayvanlara bakan birileri olsa mutlaka başlarına bu gelir.

Şükür uzun zamandır kapıya bırakıp giden yok. Zaten bıraktığını görsek şalterimiz atıyor. Her yerde kamera sistemimiz var teşhis ederiz o biçim.

Özellikle sahipsiz hayvanların refahı ve rehabilitasyonu konusunda neler yapılmalı diye düşünürsün?

En büyük şart kısırlaştırma. Net olarak çok önemli bir konu. Rehabilite için ise önce insanları rehabilite etmek gerekli diye düşünüyorum. Bu saygısızlığı ve bakış açısını anlamak mümkün değil. Anlamak da istemiyorum zaten.

“Sokak Hayvanları Sorunu” diye bir cümle var ya klasik. Sanki sorun insanlarınmış gibi. (Biz “Sokak Hayvanlarının Sorunu” demeyi tercih ediyoruz bu arada.) bu konuda sürekli yasa tasarıları hazırlanıyor, çıktı çıkıyor söylentileri dolaşıyor. Kısacası her kafadan bir ses çıkıyor fakat durum asla değişmiyor. Sence nerede eksik kalıyoruz? Diğer canlılarında “canlı ve yaşam hakkına sahip” olduklarının anlaşılması neden bu kadar zor sence?

Zor bir şey yok. Sadece bir tasarıya bakıyor. Ama dünya sadece insan ırkının malı imiş gibi bir vasat düşünce yüzünden bilinçli bir önlemsizlik söz konusu. Belki aslında bu tasarıya bile gerek yok. Dediğim gibi insanı eğitip gerekli zihinsel öğreti verilebilse bu hükümlere gerek bile kalmaz. Ama nerdeeeeee

Sevgili Hayko, bize zaman ayırdığın ve sorularımızı içtenlikle yanıtlayarak dergimize renk kattığın için çok teşekkür ediyoruz.

Ben teşekkür ederim.

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 7 (Ocak 2019) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.