Hamiyet Dönmez

Aslında bizim özel anaokulu işletme faaliyetimiz 1995 yılında başladı. O zaman başka bir isim altında başlamıştık. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı biz orasını 2004 yılında devredip misyonumuza uygun, Türkiye Cumhuriyeti’ne çağdaş, yaratıcı, üretken ve mutlu bireyler yetiştirmek üzere, kişilik gelişiminin tohumlarının atıldığı dönem düşüncesiyle “Tomurcuk Çocuk Kulübü”nü 2005 yılında kurduk. Ben Gazi Üniversitesi Çocuk Gelişim ve Eğitim Bölümünden mezun olup 22 yıl devlette öğretmen ve yönetici olarak görev yaptım. Mesleğimde 35 yılı, Özel ana-
Hamiyet Dönmez kimdir? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? ve Tomurcuk Anaokulu olarak ne zamandan beri faaliyet gösterdiği-
okulu işletmeciliğinde 25 yılı, Tomurcukta da 15 yılımı geri bıraktım.
24-72 aylık çocuklara hizmet veren kurumumuzda öğrencilerimiz, 14-16 kişilik sınıflarda çocuk gelişimi ve eğitimi alanından mezun olan öğretmenler tarafından eğitim almaktadırlar.
Sevgili Hamiyet Hanım sizce okul öncesi eğitim neden önemlidir?
Çocuk gelişimi; çocuğun doğduğu günden temel eğitime başladığı güne kadar geçen yılları kapsayan ve çocukların daha sonraki yaşamlarında önemli rol oynayan; beden sel, psikomotor, sosyal-duygusal, zihin ve dil gelişimlerinin büyük ölçüde tamamlandığı, kişiliğinin şekillendiği ve çocuğun devamlı olarak değiştiği bir süreçtir. Bu nedenle, çocuğun küçük yaşlarda sağlıklı bir ortamda gelişimini sürdürmesi önem kazanmaktadır. Eğitimin sağlam temeller üzerine kurulmasında ve insanların ileri yaşlardaki başarılarında okul öncesi eğitimin rolü bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Okul öncesi eğitim; toplumun temel yapısını oluşturan saygı, sevgi, paylaşma, iş bölümü, sorumluluk, dayanışma ve sosyal çevre oluşturma açısından çocuğu geleceğe hazırlayan en güvenli ortamdır. Ve son olarak çocukta zekâ gelişiminin %70 lik kısmı 7 yaşına kadar tamamlanır ve öğrenme becerisi bu yaşta gelişir. Okul öncesi eğitim önemli ve her çocuk için gereklidir.
Okulunuzun eğitim sistemi ve okulunuzdaki aktiviteler konusunda bizi bilgilendirebilir misiniz?
Eğitim modelimiz, Okul öncesi eğitimin temel ilkelerine uygun çocukların gelişimlerini destekleyen, bireysel farklılıklarını göz önünde bulundurarak, Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı, toplumda aktif rol oynayan, yapıcı, yaratıcı, üretken, çevreye ve canlıya karşı duyarlı, sorumluluk sahibi, sosyal ilişkileri güçlü ve mutlu bireyler yetiştirmek. Montessori günlük yaşam becerileri ve duyu gelişimi destekleyici çalışmalar, proje tabanlı ve çoklu zekâ modelini merkez alarak hazırlanmaktadır. Çoklu zekâyı göz önünde alan eğitim programımızda alanında uzman öğretmenler tarafından ingilizce, spor, müzik, satranç ve robotik kodlama dersleri bulunmaktadır. Ayrıca branş dersleri basketbol, drama, modern dans, halk oyunları, piyano ve orf eğitimi verilmektedir. Öğrencilerimizin gelişimsel takibi Uzman Klinik Psikolog Edanur SELÇUK tarafından yapılarak geri bildirim verilmektedir.
Peki, mutlu ve sosyal çocuklara sahip olabilmek için neler yapmalıyız? Sizce burada okula ve aileye düşen görevler nelerdir?
Çocuğun mutluluğu aile yapısıyla ve çocuğun içinde bulunduğu aile ortamıyla çok ilgili; aile ortamı dengeli, ebeveyn tutumu tutarlı, evde sınırların olduğu fakat kuralların anlaşılır olduğu ortamlarda sevgi ve oyunla büyüyen çocuklar mutlu çocuklardır. Senede en az 2 defa ailelere ve ekibimize hizmet içi eğitim ve seminerler yaparız. Okul-aile-çocuk iş birliği çocuğun takibi, sosyalleşmesi ve mutluluğu açısından çok önemlidir. Bu yüzden okulumuzda çocuklar sınıflarda uzmanımız tarafından gözlemlenir ve rehberlik etkinlikleri çerçevesinde ailelere geri bildirimler yapılır. Çocuğun yapısına ve sınıfın durumuna göre öğretmen ve psikolog iş birliğinde çocuklara sosyometrik grup rehberlik çalışmaları yapılır. Ekip ve öğretmenlerimizi oluştururken en önemsediğimiz özellik mesleğini seven, güler yüzlü ve enerji dolu olmalıdır. Ekibimizin bu müthiş enerjisi ayna misali çocuklara da yansır. Sabah güler yüzle açtığımız kapıdan akşam uğurlamaya kadar enerjimizi yüksek tutar sevgi dolu yaklaşırız.
Sizce çocuk gelişiminde onların hayvanlarla olan ilişkileri nasıl bir önem taşıyor?

Hayvan sevgisi ile büyümek bir çocuğun bilişsel, sosyal-duygusal, öz bakım ve ahlak gelişimini olumlu anlamda etkiler çünkü küçük bir hayvan bakımı sorumluluk gerektirir, anlık olaylarla empati kurma becerisini ve merhamet duygusunu geliştirir.
Çocuklar büyürken en zorlanılan konulardan biri de yemektir. Her yemeği sevmezler ama yemeleri de gereklidir. Siz birçok sebze ve meyveyi hem kendiniz yetiştiriyorsunuz, hem de çocuklara öğreterek bu bilinci aşılıyorsunuz. Bu süreci ve faydalarını bize anlatır mısınız?
Okulumuz büyük bir bahçeye sahiptir ve buranın olanaklarından en iyi şekilde yararlanıyoruz. Bahçemize çeşitli sebzeleri dönemlerine göre ve çocuklarımızla beraber ekiyoruz. Büyüme aşamalarını beraber gözlemliyoruz. Yine ürünlerimizi beraber topluyor, temizliyor ve şoklanmasını sağlıyoruz. Dönem içerisinde bu ürünleri yemeklerimizde kullanıyoruz. Konserve ürün, hazır meyve suları ve soslar kullanmıyoruz. Bunun yerine turşularımızı, reçellerimizi ve yoğurdumuzu çocuklarımızla beraber yapıp tüketiyoruz. Kendi yemediğimiz hiçbir şeyi çocuklarımıza da yedirmiyoruz. Çocuklarımız kendi yetiştirdikleri ürünleri merakla ve severek yiyorlar. Yemeklere çocuklarımızla iniyor birlikte yiyor ve kalkıyoruz. Onlara hem mutfak alışkanlığı hem de yemek yeme alışkanlığı kazandırıyoruz.
Her yıl çeşitli sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirdiğinizi konuşmuştuk. Bu yıl ki projenizden söz eder misiniz?
Evet, her yıl sosyal sorumluluk projelerimiz mutlaka oluyor. Bundan önceki yıllarda “ temiz çevre” amacımızdı ve eco-school projesine dahil olmuştuk. Bu 2 yıl süren uluslararası bir projeydi ve sonunda “yeşil bayrak” almaya hak kazanmiştik. Her yıl çocuklarımızla birlikte nesli tükenmiş ve tükenmekte olan hayvanları (mamut, dodo kuşu, koala, kutup ayısı vb..) ele alarak onlara nasıl sahip çıkmamız gerektiği konusunda bilgilendirici çalışmalar yapıyoruz.
Bu yıl da sokak hayvanları ve hayvan barınaklarına yardımı amaçlıyoruz. Sokak hayvanları için öncelikle artık materyallerden kulübeler yaptık ve okulun çeşitli yerlerine yerleştirdik. Aile katılımı çalışmasında çocuklarımızın kendilerinin hazırladıkları kuru mamaları velilerimizle paylaştık. Sokak hayvanlarının beslenmesine yardımcı olmaya çalıştık. Çocuklarımızla kuşlar için yemlikler hazırlayarak okulumuzun etrafındaki ağaçlara astık. Ve hayvan barınaklarının en büyük eksiği olarak onlara ilaç yardımında bulunmak istedik. Ailelerimizden 4 ay boyunca evlerinden ve çevrelerinden kullanılmayan ilaçları bizlere getirmelerini istedik. Bu ilaçları toplayıp anasınıfı grubumuzla nisan ayında barınaklara teslim edeceğiz.
Bu sosyal sorumluluk projelerini öğrencilerinizin ilgisi nasıl? Onlara neleri öğretmeyi hedefliyorsunuz?
Proje konularını çocukların ilgi alanlarından seçtiğimiz için tüm öğrencilerimiz merakla karşılıyorlar. Yapılan sosyal sorumluluk projeleri disiplinler arası çalıştırmayı gerektirir. Bireysel ve grup içerisinde sorumluluk alan öğrenciler gerçek yaşamına dair problemler üzerinde dururlar. Böylelikle en önemlisi farkındalıkları gelişir. Yani zincirin en küçük halkası farkında olur ve o da diğer halkaları etkiler:) O konu üzerinde farkındalık sağlamanın yanı sıra çocukların küçük gruplar halinde işbirliği yapmasını, araştırarak edindiği bilgiyi aktarmasını sağlar. Her bir konu ele alınma şekli ile bilişsel, sosyal-duygusal, dil ve motor becerilerini destekler.
Biz bugüne kadar yaptığımız sosyal sorumluluk projelerimize ailelerimiz ve çocuklarımızı işbirliği içinde görmek istiyoruz. Bu yüzden aile katılımına sık sık yer veriyoruz. Çocuklarımızın aileleriyle beraber kaliteli vakit geçirmeleri bizler için çok önemli.
Eğitim aile de başlar okulda devam eder. Hayvan sevgisi genellikle ailede başlasa da maalesef okulda devam etmez. Sizin de hayvansever bir aile olduğunuzu ve bu konuyu çok önemsediğinizi biliyorum. Okulunuzda çocuklara hayvan sevgisini aşılamak ve onların yaşam hakkına saygıyı öğretmek için ne gibi faaliyetler yürütüyorsunuz?
Kurumumuzda illaki bir hayvan olur:) Ya sokak köpekleri doğurdukları köpekleri bırakır ya da kediler ama bahçemizde illa hayvanlar vardır. Çocukların en kalıcı ve hızlı öğrendikleri yöntem sosyal öğrenme yöntemidir yani gözlemleyerek öğrenirler. Bu nedenle bizim hayvanlara olan sevgimiz onların barınma, bakım ihtiyaçlarını karşılarken sergilemiş olduğumuz tavırlar çocuklar için hayvanlara sergilenmesi gereken normlar olur. Bahçemizde olan tüm hayvanların çocuklarımızla teması olacağı için tüm bakımları veteriner tarafından yapılmaktadır. Kimi zaman beslenmelerini öğrencilerimiz sınıfları ile birlikte öğretmenleri eşliğinde yapmaktadırlar. Bazen okulumuzda yaptığımız küçük barınakların süslemelerini, boyamalarını da yapıyorlar. Yani biz her işi tüm okul birlikte yapıyoruz:)





