Kapak Konuğu · Sayı 2

Gizem Asar & Lobo

Gizem Asar & Lobo

Gizem Hanım nasılsınız?

Çok iyiyim teşekkür ederim. Sizler nasılsınız?

Bizler de iyiyiz, teşekkür ederiz. Bu gün hem sizi daha yakından tanımak, hem de sizden köpekler ve eğitimleri hakkında bilmediklerimizi öğrenmek için çeşitli sorular sormaya çalışacağız. İlk olarak her iş streslidir. Sizin işinizden tatmin olma durumunuzu sorsam?

Ben işimi çok seviyorum, tabiî ki her iş gibi olumlu ve olumsuz yanları var, zorlukları var; ama dünyaya bir daha gelsem yine tercihim bu meslek olurdu.

Neden köpek eğitmeni oldunuz?

7 yaşıma kadar gidiyor bunun kökeni. İlk köpeğim Cessy adında bir Rough Collieydi.O dönemde Lassie filmi çok popülerdi ve biz de oradan görerek Almanya’dan Cessy’yi getirttik.Cessy’yi çok severdim,en iyi arkadaşımdı.Çok zeki bir köpekti. O dönem bir rahatsızlık geçirdim, ailem çok üzülerek Cessy’yi iyi bir aileye vermek zorunda kaldı, çok fazla vakit geçiremedim onunla bir yıl kadar birlikte olabildik. Daha sonra ikinci köpeğim Daisy ailemize katıldı. Daisy İzmir Kemeraltı’ndan çok kötü bir vaziyette aldığımız yaklaşık 1 yaşlarında %100 sağır beyaz bir Terrier di. Onun sağır olduğunu aldıktan sonra öğrendik. Hatta veteriner hekimimiz geri verin eğitemezsiniz, baş edemezsiniz dedi. Biz kıyamadık, kalsın dedik. Ben tabii o zaman çok küçüğüm ilkokuldayım daha. Daisy’le aramızda inanılmaz bir bağ oluştu. Ben kendi kendime hiçbir bilgim olmamasına rağmen çocuk halimle onu eğittim. Oturu, yatı, beklemeyi öğrettim.Çok güzel saklambaç oynardık.Sakladığım bir oyuncağı çok kısa süre içinde bulurdu hatta sonra kendi saklardı beni bulmam için yönlendirirdi. Yani ilkokul çocuğu, hiçbir eğitimi olmadan nasıl eğitir bende bilmiyorum şu an düşünüyorum onu nasıl yaptım? Ama oldu. Beraber 14 yıl geçirdik.15 yaşında kalp yetmezliğinden kaybettik Daisy’yi. Onunla oynarken ben bir şekilde hayvanlarla iletişim kurabildiğimi, onlara bir şeyler öğretebildiğimi fark ettim. Hep özenirdim, televizyonda köpekli filmler izleyince beethoven olsun airbad olsun, keşke benimde böyle bir köpeğim olsa bende bir köpeği eğitebilsem diye düşünürdüm. Hep böyle aklımda, aklımın bir köşesinde kalırdı. Bana hep sorarlardı “büyüyünce ne olacaksın?” diye, ben de “köpekleri eğiteceğim onlarla gösteri yapacağım” derdim.

Nitekim lise bitti, lise bittikten sonra Açıköğretim fakültesinde halkla ilişkiler okudum, ama bu meyanda da bu işi profesyonel olarak yapmayı kafama koymuştum. Daisy öldüğünde Bolo 2 yaşındaydı. Bolo’ya eğilmeye başladım. Aynı iletişimi Bolo da sürdürmeye devam ettim. Onda daha da geliştirdim, çok farklı beceriler öğrettim. İtaat anlamında, internetten gördüğüm bilgiler ve sayısız okuduğum eğitim kitapları, çevirisini yaptığım yabancı kaynaklı kitaplar sayesinde kendimi ilerlettim. Sonra dedim ben bunu profesyonel anlamda yapmalıyım bu iş benim işim olmalı. Hayatım bu yönde gitmeli. Yani bunun kökeni 7 yaşıma kadar dayanıyor. Daisy le başladı her şey…

Bolo’yla Yetenek Sizsiniz Yarışmasına çıktık orada yarı finale kadar kaldık Bolo yaşlanmıştı, 10 yaşındaydı artık, yarı finalde çekimlerde sıkıntı çıktı rahatsızlandı, yormak istemedik ve bir daha da çekim yoktu. “Kalsın hiç önemli değil, onun sağlığı daha önemli” dedik ve İstanbul’a gittiğimiz gibi geri döndük. Ondan önce İzmir Fuarında en yetenekli köpek yarışmasında Bolo iki yıl bir 3.lük bir 1.lik derecesi aldı. Sonra profesyonel anlamda ilerlemek, kendimi geliştirmek adına İzmir’de Ersel Hoca’yla tanıştım. Kendisinden çok şey öğrendim. Onun dışında seminerlere katıldım hala da vakit buldukça katılmaya çalışıyorum. Böyle böyle bu günlere geldim.

Gizem Asar ne yapar? Ne zaman hayatımıza girer? Hangi durumlarda onunla iletişime geçmeliyiz?

(Sohbetimizin burasına kadar, aslında ben Gizem hanımın soyadının “Aşar” olduğunu zannediyordum. Ancak, kendisi “Asar” olarak beni düzeltti ve ‘’Yetenek Sizsiniz’de o şekilde geçiyor Acun medyanın hatası ben Asar dedim onlar Aşar diye yazınca düzeltemedik kaldı. Sorun olur mu dediler programda, artık ne yapayım önceki programda Aşar sonra Asar…öyle kaldı. Haklısınız Yetenek Sizsiniz videolarında öyle geçiyor ’’ dedi.)

Öncelikle köpek eğitiminin, sanıldığının aksine hayvan 6. – 7. Ayını doldurmasını beklemeden eve geldiği ilk günden itibaren başlanması gerekir. Türkiye’de yanlış bir algı var. Köpek sahipleri köpeklerinde problemler başlayıp, iş çığırından çıkana kadar bekleyip sonra bizimle iletişime geçiyorlar. Bu kadar beklemek doğru değil. Hayatınıza bir köpek aldığınızda ve bu konuda ne yapmanız gerektiğini bilmiyorsanız mutlaka ve mutlaka bir eğitmenle iletişime geçmeniz gerekir. Çünkü köpeğinizin yavruluk döneminde başlayan ve o zaman sizi rahatsız etmeyen yaramazlıkları (kemirmeler, havlamalar, ısırmalar) önüne geçemediğinizde alışkanlığa dönüşüyor. Yani 1-2 yaşından sonra siz bize köpeğinize eğitim aldırmak için başvurduğunuzda bazı davranışlar köpeğinizin karakterine oturmuş oluyor ve köpeğinizi bu alışkanlıkla rından vazgeçirmek daha uzun bir çalışma gerektiriyor. Elbette bu sorunları çözüyoruz; fakat köpeğinizin kötü alışkanlıklar kazanmadan yavruluk döneminden itibaren disiplinli yetiştirilmesi çok daha doğru.

Kolay eğitim alan ırk var mı?

Gizem Asar & Lobo
Gizem Asar & Lobo

Tabi ki her ırk bir değil. Bir Husky ile Golden Retriever’ı bir tutamayız. Golden Retriever daha itaatkar, daha nazik, kolay eğitim alabilen, agresyonu düşük bir ırktır. Husky ise daha bağımsız ve inatçıdır. Eğitim süresi Golden Retriever’a göre daha uzundur.

Zor eğitim alan ırklar hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Zor eğitim alan bir ırk yok aslında. Her ırk eğitim alır, sadece bunun süresi biraz daha uzun olabiliyor bir köpekte 1 ay süren eğitim süreci diğerinde 2 veya 3 aya kadar uzayabiliyor. Her ırk bir değildir.

Peki sizce bu ırklar hangileri? İtaat konusunda kim daha zor? Mesela bizim bir Rottweiler ımız var. Rottweiler gibi, Pitbull gibi, Doberman gibi ya da Kurt gibi bu tip ırklar daha mı zor eğitim alıyor, daha mı dik başlı oluyorlar sizce?

Zor eğitim alıyor diyemem ama; evet bazı ırklar daha fazla sabır ve disiplin istiyor. Şöyle de bir şey var, her köpek aynı karaktere sahip değildir ve her köpek aynı amaç için üretilmemiştir. Bir köpeği eğitirken ne amaçla üretildiği, kökeni, karakter özellikleri göz önüne alınmalıdır. Bekçi ve çoban köpeklerinin karakteri biraz daha serttir, daha disiplinli bir lider yani sahip isterler ve daha erken yaşta eğitimlerine başlanmalıdır.

Yaşına ve cinsiyetine göre eğitim alma durumları değişebiliyor mu?

Olabildiğince erken olması çok daha avantaj, hayvanın yaşı büyüdükçe eğitim alma süresi de uzuyor çünkü davranışları karakterine oturmaya başlıyor. Problem varsa hemen müdahale etmek gerekiyor. Dişi veya erkek olması eğitim alması açısından bir şey değiştirmiyor; fakat dişi köpekler köpek sahipleri için daha kolaydır. Daha kolay baş edebilirler. Erkek köpeklerde ergenlik dönemine girdikten sonra testestoron hormonu kaynaklı saldırganlıklar görülebiliyor.

Sahip olduğunuz kimliklerinizden hangisi

“İnsanlar beni Yetenek Sizsiniz Türkiye ile tanıdı. Yetenek Sizsiniz Türkiye de Bolo ile önce ufak bir itaat skeci ile çıkmıştık sahneye, bir köpek sınıfını canlandırmıştık. Tabi ki itaat eğitimi de veriyorum, davranış problemleri de çözüyorum, bir eğitmenim ben.” “Lobo iki aylıktı Macaristan’dan geldiğinde, geldiği günden itibaren eğitimi başladı. Evde ufak tefek trickler, itaat eğitimi derken sonra daha ilerlettik işi, sınavlara girdi, Yetenek Sizsinize çıktı, o kendini köpek olarak görmüyor bir iş adamı. O resmen bir iş adamı; sahneye çıkıyor işini yapıyor,alkışını alıyor.”

yani eğitimci Gizem Asar mı yoksa müzikli köpek gösterileri yapan Gizem Asar mı ön planda sizce?

İnsanlar beni Yetenek Sizsiniz Türkiye ile tanıdı. Yetenek Sizsiniz Türkiye de Bolo ile önce ufak bir itaat skeci ile çıkmıştık sahneye, bir köpek sınıfını canlandırmıştık. Tabi ki itaat eğitimi de veriyorum, davranış problemleri de çözüyorum, bir eğitmenim ben. Dans işin keyifli yanı, kendi köpeklerimle dans etmeyi sahnede olmayı çok seviyorum. Bu yüzden insanlarda yetenek sizsinizin devamında beni hep müzikli dans gösterileriyle tanıdılar galiba. Biz hafta sonları çalışıyoruz, gösterilere gidiyoruz. Türkiye’nin yarısını gezdik. Hafta içinde de eğitim veriyorum. Müzikli dans gösterisine de, eğitime de eş zamanlı vakit ayırmaya çalışıyorum

Nasıl bir eğitim uyguluyorsunuz? Sizin yanınıza mı gelmeliyiz yoksa siz eğitim alacak ailenin yanına mı gidiyorsunuz?

Gizem Asar & Lobo
Gizem Asar & Lobo

Ben evde eğitim sistemini uyguluyorum ve bunu benimsiyorum, bütün eğitmen arkadaşlarımın da bu şekilde eğitim vermesi gerektiğini düşünüyorum. Hayvanın huzurunu bozmadan, evinden ayırmadan, sahibinden ayırmadan, sahibinin gözü önünde eğitim alması her açıdan çok iyidir. Hem sahibinin kafasında soru işaretleri kalmıyor köpeğinin nasıl eğitildiği konusunda, hem de hayvanın psikolojisi bozulmuyor. İlk çalışmalarımızı haftanın 3 ya da 4 günü köpeğin kendi alanında yapıyorum. Daha sonra dış mekana geçip kalabalık caddelerde başka köpeklerle beraber adaptasyonunu sağlıyorum ve aynı zamanda sosyalleştiriyorum.

Türkiye’de köpek eğitmenliği sizce ne durumda?

Sistem sürekli gelişiyor, gelişen bir sistem var fakat ülke olarak sisteme ne kadar ayak uydurabiliyoruz bilemiyorum. On yıl öncesiyle şimdi arasında tabiî ki fark var; ama gelişim gelişmek isteyen için mümkündür. Hala daha itaat eğitimini pinç ve şok tasmasıyla veren meslektaşlarımız var. Ben bunu adil bulmuyorum. Mesela ben çiftlikte yatılı olarak verilen itaat eğitimini de pek onaylamıyorum, bunun için hayvanın sahibinden ayrılmasını doğru ve mantıklı bulmuyorum. Aynı eğitimi sahibinin yanında da verebilirsiniz. Ya da köpek sahibiyle derslere gelip gidebilir. Birçok gelişmiş ülkede sistem bu şekilde işliyor…

Köpeğinizle Yarışma dereceleriniz olduğunu biliyoruz. Katıldığınız yarışmalardan bize biraz bahseder misiniz?

Sayısını hatırlamadığım kadar çok yarışmaya katıldık ve dereceler aldık. İzmir içinde düzenlenen amatör yarışmalar, ırk standartları yarışmaları, iş köpekleri sınavı...Tek tek saymak çok güç. Bizim için en önemlisi Yetenek Sizsiniz Türkiyeydi. Çünkü bu kariyerim için büyük bir adım ve dönüm noktası oldu. Daha önce sadece İz mir genelinde tanınıyor iken şu an Türkiye’nin birçok ilinde tanınıyoruz. İş potansiyelimiz arttı, çok büyük bir reklam oldu bizim için. Gösteri potansiyelimiz arttı, birçok organizatörden ve birçok hayvansız sirkten teklif geldi hala da gelmekte.

Peki köpeklerinizle ilgili yaşadığınız ilginç çok ilginç bir anınızdan bahseder misiniz? Mutlaka vardır.

Evet var tabii. Loboyla ilgili bir anımı anlatayım size. Lobo çok küçüktü, yaklaşık 4 aylıktı Border Collie biraz hassas bir köpektir. Bebekken özellikle seslerden ürkebilen, korku potansiyeli bazı genlerde daha yüksek olan bir köpek. Bir gün sahilde bir arkadaşımla beraber Lobo’yla oynuyoruz ve bir anda tepemizde havai fişekler patlamaya başladı tam tepemizde. Ben o an ne yapacağımı şaşırdım çünkü Lobo’nun tasması yoktu üzerinde ve sesten ürküp kaçması an meselesiydi. İnanılmaz bir trafik var, biz İzmir sahilindeyiz Göztepe’de, Lobo şöyle bir gökyüzüne havai fişeklere baktı sonra bana baktı, ben yok bir şey dedim tekrar topunu attım ve o hiç umursamadan ki hayatında ilk defa o kadar yüksek ses duyuyor topunu yakaladı. Normalde bir köpeğin yapması muhtemel davranış o sesten ürküp kaçması olurdu. O gökyüzüne baktı gökyüzünü seyretti. Ben o anda ohhh dedim kaçmadığı için. Çünkü kaçsa hakikaten çok büyük bir kaza olabilirdi. O anımızı hiç unutamıyorum.

Lobo eğitimli bir köpek olmasına karşın sizi kıskanır mı?

Evet, Lobo beni çok kıskanıyor. Dışarıdan geldiğimde her zaman önce o sarılır hoş geldin sevinci gösterir. Onun heyecanı geçince diğer köpeklerim yanıma yaklaşabilir. Arkadaşlarımla yoğun sohbete daldığımda bir süre sonra ben de buradayım dercesine sohbetin içine bir şekilde kendini dahil eder.

Peki Lobo ile yapmadığınız ya da yapamadığınız şey var mı?

Lobo ile uçak seyahati yapamıyoruz. Hayatında iki defa uçağa bindi ve inanılmaz derecede stres yaşadı kendine gelemedi, uçaktan indiğimizde şoka girmişti. Biz Trabzon’da da gösteri yaptık gerekirse 20 saat yol gidiyoruz ama araba ile gidiyoruz. Uçak seyahatini sevmiyor, yapamıyoruz.

Hayatınızın içinde köpekler var. Aklınıza ilk gelen hayaliniz nedir?

Köpek eğitim okulu açmayı ve Cruft’s ya da World Dog Show’da, Heelwork To Music kategorisinde ülkemizi temsil edip iyi bir derece elde etmeyi çok isterim.

Eğitimde elde edilen başarıda köpeğin özelliklerinin ve karakterinin katkısı var mıdır? Yoksa her köpek eğitilebilir mi?

Gizem Asar & Lobo
Gizem Asar & Lobo

Her köpeğe aynı şeyleri yaptıramayız.. Yani her köpek şov köpeği olamaz, her köpek av köpeği olamaz, her köpek rehber köpeği olamaz, bekçi köpeği olamaz. Tabiki her ırkın kendine ait özellikleri var, ırkının özelliklerine göre bir eğitim almalı. Her köpek itaat eğitimi alabilir; ama bir Golden Retriever’dan bekçi köpeği yapamazsınız. Köpeğin aldığı eğitiminde başarılı olabilmesinde en büyük faktör sahibiyle olan ilişkisi. Sahibinde bitiyor her şey. Ben istediğim kadar anlatayım, köpek istediği kadar zeki olsun, sahibi dediklerimi uygulamazsa ya da yanlış davranırsa ya da dediklerimin dışında bir davranış şekline girerse o köpek istediğimiz disiplinde olamıyor. Bazı köpekler sanki eğitimli doğuyor. Mesela beş kardeş düşünün beş yavru bu yavrulardan bir tanesi eğitime daha yatkın olabiliyor drive diyoruz biz buna, drive ı yüksek köpek. Drive ı yüksek köpek demek oyuncağa olan hırsı, av güdüsü yüksek köpek demektir. Av güdüsü yüksek köpekler çok daha rahat eğitilir ve çok daha başarılı olur, aktif olurlar mesela iş köpekleri drive ı yüksek köpeklerden seçilir. Drive ı düşük köpekler pet olarak daha doğru seçimdir. “Her köpeğe aynı şeyleri yaptıramayız.. Yani her köpek şov köpeği olamaz, her köpek av köpeği olamaz, her köpek rehber köpeği olamaz, bekçi köpeği olamaz.”

Gizem Hanım bize biraz Lobo’yu anlatır mısınız?

Onu birkaç cümleyle anlatmam güç; fakat en belirgin özellikleri inanılmaz hırslı ve korkusuz bir köpek. Çalışmayı çok seviyor, çok hızlı öğreniyor. Sahnedeyken kalabalık, yüksek ses, farklı hayvanlar gibi dış etkilerden etkilenmiyor. 3 yıldır onlarca farklı sahnede gösteri yaptık ve hala da yapmaktayız. Bu zamana kadar beni zor durumda bırakacak ya da program akışını bozacak bir eylemde bulunmadı.

İş yaptığının bilincinde ve bundan oldukça keyif alıyor. Bunun yanı sıra koruma içgüdüsü çok yüksek. Günlük hayatımızda gerçek bir tehdit hissettiği zaman hiç şakası olmuyor. Bu yüzden kapı kilitlenmek gibi bir alışkanlığımız yok artık. En sevdiğim özelliklerinden birisi de bu.

Lobo’yu günde kaç saat çalıştırıyorsunuz ya da prova yapıyorsunuz?

Yaz döneminde her gün çalışıyoruz dersem yalan olur. Bazı günler sadece enerjisini atması için frisbee oynuyoruz. Eğer o hafta gösterimiz varsa bir hafta öncesinde sabah ve akşam 15’er dakika kısa provalar yapmamız yeterli oluyor.

Gizem Hanım şu an İzmir Bayraklıdaki KIF Irk standartı yarışmasındayız ve siz Lobo ile iki gösteri sunacaksınız. Her gösteri için ayrı bir çalışma yapmanız gerekiyor mu?

Her gösteri için ayrı bir çalışma yapmamız gerekiyor. Bir kareografi değil birçok kareografimiz var ve bulunduğu sahneye göre uygulayacağımız kareografi değişiyor. Bazı sahneler çok dar oluyor, ya da zemin çok müsait olmuyor çok atlamalı zıplamalı şeyler yapamıyoruz, daha sakin hareketler gerekiyor. Bu yüzden en az iki üç hafta öncesinde biz sahne alacağımız yere göre çalışıyoruz.

Hep eğitim alıyor Lobo yani?

Evet aynen öyle sürekli yeni numaralar öğreniyor. Zaten çalışmadığı zaman mutsuz oluyor. O kadar alıştı ki; iki aylıktı bana Macaristan’dan geldiğinde, geldiği günden itibaren eğitimi başladı. Evde ufak tefek trickler, itaat eğitimi derken sonra daha ilerlettik işi, sınavlara girdi, Yetenek Sizsinize çıktı, o kendini köpek olarak görmüyor bir iş adamı. O resmen bir iş adamı; sahneye çıkıyor işini yapıyor,alkışını alıyor.

Peki Lobo gelmeden önce bir takım özellikleri olan ya da seceresi belli olan, özellikle bir şey mi aradınız?

Evet. Ben hep bir Border Collieim olsun istedim. Bir gün facebook da gezerken bir köpeğin fotoğrafını gördüm, dürüstce söylemek gerekirse ben o köpeğin Border Collie olduğunu anlamadım o köpek de Lobo’nun babası oluyor. Çünkü benim gördüğüm Border Collieler siyah beyaz, çikolata beyaz ya da gri merle rengindeydi. Sarı beyaz pırıl pırıl tüylerle o kadar gösterişliydi ki fotoğraftaki köpek. Bir Border Collie’ye göre fazla güzeldi. Köpeği araştırdım, köpeğin sahibini buldum, izini sürdüm köpek Border Collie ymiş! Rengi Australian Ee- Red diye geçiyor. Ben de bilmiyordum o ana kadar, çünkü hiç görmemiştim sarı beyaz bir Border

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 2 (Ekim 2017) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.