Kapak Konuğu · Sayı 1

Gamze Lim

Gamze Lim

MİNİK ARYA’SINI BİR BEBEK GİBİ GİYDİREN, ÇAKIL’IN ÜZERİNE TİTREYEN, SALSA İÇİN GÖZ YAŞI DÖKEN BİR ROCK STAR LA, SİZİN İÇİN, İÇTENLİK DOLU BİR SOHBETTE BULUŞTUK.

Merhaba, önce bize evini açtığın için teşekkür ederiz. 4P1K okuyucuları için biraz kendinden ve müziğin hayatındaki yerinden bahseder misin?

İktisadi İdari Bilimler Fakültesi mezunuyum. Konservatuar okumak istemiştim fakat ailemin önceliği başka bir mesleğimin olması yönünde idi. Musiki sevdalısı bir aileden geliyorum. Anneannem ud çalardı, babamın sesi güzeldi ve sanat müziği hayranıydı söylerdi de. İlkokulda büyüyünce ne olacaksın dediklerinde “ben şarkıcı olacağım” diyordum.

Şarkı söylemeyi çok sevdiğim için zamanımın çoğunu aile dostumuz olan Melih Kibar’ın stüdyosunda geçiriyordum bir gün bizimkilere ‘’özgür bırakın artık bu kızı, o yukarıdan mezun olarak gelmiş” dedi. Okulum bir yandan devam ederken Timur Selçuk Çağdaş Müzik Merkezi kurucu hocalarından sevgili Müjgan Özçay hocadan 4 sene boyunca kendi seçtiği yoğun bir şan eğitimi aldım. Kendisi çok değerli ve deneyimli bir sanatçı. Opera ve balede aktif soprano, müzikallerde ve tiyatroda faaliyet gösteren oyuncu, eğitmen ve yazardır. Tüm bu süreçlerde sesimi çok beğenen sevgili Melih Kibarla çalışmalarımız da devam etti. Pek çok jingle ve dizi müziği soundtrack leri seslendirdim.

“Pek bilinmez ama; bir Fransız filminin de Türkiye’de çekilen sahneleri için bestelenen ‘’Mesaj‘’adlı soundtrack parçasını sevgili Melih Kibarın isteğiyle seslendirdim.”

Hatta yapımcısı tarafından kendisine Burcu Güneş, Sertab Erener, Demet Sağıroğlu gibi isimler önerilse de Melih bey kesinlikle reddederek özellikle beni istedi ve bu benim müzik kariyerimin ilk ve en önemli mihenk taşı oldu. Hikaye aşık bir kadının özlemini, aşkını, içindeki yangını ve bu duygulara karşılık, onu bulmak için Türkiye’ye gelen sevgilisinin kavuşmalarını anlatıyordu. Benden istenen ise hikayedeki güçlü duyguyu sesimle ifade edebilmemdi. İşte o herkesin bildiği, Türkiye’nin çeşitli tanıtım filmlerinde, ana haber bültenlerinde yer alan ve insanların hayatlarındaki önemli günleri olan nişanlarda, düğünlerde seçtikleri çıkış müziği olan ‘’ Mesaj ‘’ o zaman oluştu.

Melih Kibar’ın 2001 yılında yayınladığı Çiğdem Talu ile olan şarkılarının yorumlandığı, benimde aynı zamanda vokallerimin olduğu Yadigar albümünde de yer alan Mesaj, aynı zamanda Buddha-Bar seri albümlerinde de yer alarak tüm dünyada yayınlandı. Haftalarca Avrupa Listelerinde top listede yer aldı.

Şimdi SDS organizasyon yapım, tekrardan Çiğdem Talu Melih Kibar şarkılarını, yeni sanatçılara yorumlatarak yeni bir yapım olarak piyasaya sunma hazırlığındalar. Bu yapımda benim yorumladığım Mesaj a da yine benim vokalimin yanında Ceza da rap yapacak. Sevgili Melih Kibar’a Mesaj için minnettarlığım sonsuz, ışıklar içinde uyusun.... Mikrofonda Aşk ve Can Dostum diyerek hitap eder, sunardı beni. Kendisini kaybettikten sonra ben de uzunca bir süredir, büyük bir emek ve özveriyle hazırladığım albümüme yöneldim tamamen ve kendi şarkılarımı yazmaya başladım.

Sevgili Gamze, peki hayvan sevgin nasıl ve ne zaman başladı?

Sanırım hayvan sevgisi de müzik gibi insanın doğuştan içinde olan bir aşk. Hayvanlara karşı inanılmaz hassasım. Dedem veterinermiş. Annemde çok sever hayvanları;babasının atları bile

Golden Retriver cinsi, dişi, 15 yaşında, inanılmaz özel bir ruha sahip ve hani neredeyse kurtarılmış bir köpektir. Bizim evimiz onun 4. yuvası... varmış o zaman, bahçelerde kedi ve köpeklerle büyümüş. Oradan geliyor genetik olarak sanırım. Dışarıdaki bütün hayvanlara ilgim vardı.

Bize biraz da ilk kez nasıl hayvan sahiplendiğinden bahseder misin?

Kızım Beste doğduktan sonra gördüm ki o da hayvanları çok seviyor; böylelikle evimize Cavalier King Charles cinsi bir köpek aldık. İki aylıktı daha geldiğinde, acı tatlı çok güzel günlerimiz oldu. Çok şey paylaştık, sevgi verip sevgi aldık ama 6 ay kadar önce lösemi, prostat, kalp büyümesi derken 11,5 yaşında kaybettik oğlumuzu. Çok çabaladık kan nakli dahi yapıldı ama maalesef. Onu kaybetmek bizi çok fazla üzdü. Salsa yapar gibi kıvrak hareketlerle şirinlikler yaptığı için ismi Salsa’ ydı ve kızım Beste koymuştu adını çok tatlı sevgi dolu bir köpekti. Şimdi ise Çakıl ve Arya ile birlikte hayatımıza devam ediyoruz.

Bize Çakıl’ı anlatır mısın?

Gamze Lim
Gamze Lim

Çakıl, kızım Bestenin babasındaydı. Son 7 yıldır bizimle birlikte yaşıyor. Golden Retriver cinsi, dişi, 15 yaşında, inanılmaz özel bir ruha sahip ve hani neredeyse kurtarılmış bir köpektir. Burası onun 4. evi. Artık iyice yaşlandı, fazla hareket etmekten hoşlanmıyor, olgun, çok akıllı, anlayışlı, iyi huylu, bana karşı son derece koruyucu duygular taşıyan, bambaşka bir ruha sahiptir.

15 yaşındaki ve artık yaşlı Çakıl’la yaşamak nasıl?

Hayvan sevgisi sadece iyi günlerde değil, kötü günlerde de!!! Hatta özellikle kötü günlerde varsa daha doğru daha gerçek bir sevgi olduğunu gösterir. Bir canlıyı aldığınız zaman iyi gününde, sağlıklı ve enerjik halinde seviyorsunuz ya buraya kadar tamam. Harika! Peki hasta olduğunda ya da yaşlandığında da gerekli ilgi ve alakayı gösterip, yanında olabiliyor musunuz? Özellikle hasta olduğunda en iyi şekilde bakabiliyor musunuz yoksa ondan kurtulmaya mı çalışıyorsunuz? O kendi kendine doktora gidemez ki, ama siz burada her şeye muktedirsiniz. Siz sahipsiniz, onu alıp doktoruna götürebilirsiniz, eczaneden ilacını alabilirsiniz, saatinde ağzına verebilirsiniz. İşte önemli olan bu …

Bu zorlu süreç bazen sizin günlük zamanınızdan oldukça fazla bir süreyi alsa da, enerjinizi fazlasıyla tüketse de, maddi manevi her yönden sarsılsanız da, bu onların bize verdiği o güzel, saf içten sevgilerine karşılık bizim de onlara ödememiz gereken bir insanlık borcumuz ve minnetimizdir bence. Çakıl yaşı itibariyle artık özel bir ilgi ve bakım gerektiriyor. Kullandığı ilaçları ve rutin kontrolleri var. Daha zor yürüdüğünden mesela parkta dolaşırken bile onun yürüme hızına göre ayarlıyoruz yürüyüşümüzü. Ve daha birçok şey de yine Çakıl’a göre ayarlanıyor bize göre değil. İnsanlar gibi hayvanların da yaşlılığı özel bir ilgi ve bakımı hak ediyor. O yüzden Çakıl bizim için çok kıymetli ve onunla yaşamak her zaman ve her şeye rağmen çok keyifli.

Salsa’nın yokluğunu nasıl karşıladı? Ölümü anladı mı sizce?

Anlamaz mı! Onlar birbirlerini çok seven iki kardeş, iki kanka, iki can yoldaşı gibiydi. Üstelik Salsa’ yı veteriner’de kaybettik biz. Yani evden canlı çıktı ama dönemedi maalesef. Evimizin yakınına defnetmiştik. Çakıl onun ölümünü görmediği halde hissetti ve orayı buldu. Sanki şok geçiriyor gibiydi. Şaşkınlığı ve ne yapacağını bilmez hali, toprağın üstündeki yaprakları yalayışı ve acı acı havlayışı beni mahvetti. Gözyaşları içinde izledim onu. Günlerce sessiz ve üzgündü. Artık daha çok yakınımızda olmaya ihtiyaç duyuyor gibiydi. Belirgin bir şekilde daha çok yakınımda duruyor, acıyı bizimle paylaşıyordu sanki. Haftalarca böyle sürdü şimdi biraz daha iyi tabii toparlandı, alıştı yokluğuna ama hala bir yanı acılı... Bunu ben çok iyi gözlemliyorum.

Arya ile arası nasıl Çakıl’ın? İlk geldiğinde nasıl karşıladı?

Çakıl, Arya’nın tüm kıskançlıklarına ve cazgırlıklarına ve hatta onun tüm haksız hırçınlıklarına olgunluk, sevecenlik ve inanılmaz bir hoşgörü ve bağışlayıcılıkla, asla kin gütmeden olağanüstü bir davranış modeli, bir anaçlıkla muamele eder. Bu Arya’nın ilk geldiği günden şu ana kadar böyle olmuştur ve asla değişmedi. O yüzden Çakıl hakikaten bambaşka bir canlıdır. Köpek diyemeyeceğim ona...

Şimdide bize evin en küçüğü olan meşhur Arya’yı anlatır mısın?

Arya 0 numara Yorkshire Terrier. Sarışın açık renk, silver diyorlar nedense 21 Ocak doğumlu ve şu anda 6 yaşında. Yorkshire ve Maltes Terrier ler asla tüy dökmüyorlar. İnsan saçı gibi sürekli uzuyor onlarında tüyleri. Dolayısıyla son derece bakım ve ilgi gerektiriyor. Tabii ki kuaförü benim. Tüm saç kesimleri, şekilleri, örgüleri tarafımdan yapılıyor. Her gün sabah seçtiğimiz kıyafetimize göre saç modelimiz belirlenip ya örülüyor ya da taranıp uygun renkte tokamız takılıyor. Oldukça geniş toka koleksiyonumuz var bu sayede. Arya çok şeker, çok tatlı, çok sevgi doludur. Kıskançtır, genelde bu cinsler sahibini benimser ve yanına kimseyi yaklaştırmaz ama ben onu çok sosyal yetiştirdim. Arya geldiğinde bütün arkadaşlarımızı sık sık eve çağırdım ve onu hepsinin kucağına verdim, rahat rahat oynamasına imkan tanıdım. Salsa ile Çakılın da, onun hayatının içinde olmaları genel anlamda olumlu sonuçlar doğurdu ve sizinde gördüğünüz gibi gayet cana yakın ve sosyal bir köpek oldu.

Arya benimle birlikte uyuyor. Sabah kalktığımızda, kış ise kışlık yaz ise daha hafif olan pijamamızı çıkarıp başka kıyafet giyiyoruz. Giyinik olmadığı, çıplak olduğu zamanlar çok rahatsız oluyor ve hemen gardırobunun önüne geçip zıplayarak havlamaya başlıyor; ” giydir beni” diye. Aryanın gardırobunda yazlık, kışlık, baharlık, olmak üzere; gece kıyafetleri, spor kıyafetleri, günlük kıyafetleri, anneannesinin diktikleri, Amerika ve Avrupa’dan ithal gelen kıyafetleri, Lolika ve Dogs Mon Cheri marka, kendisine özel dikilen kreasyonların yanında şapka ve ayakkabıları da bulunuyor. 0 numara olmanın avantajını kullanıyor. Arya bu konuda çok şanslı. Onlarca kıyafeti var, hepsi birbirinden şık ve güzel. Diğerlerinin de montları, kıyafetleri, papyonları var ama minik kızınkiler başka..

Yemek mama sandalyesi görüyoruz; bir bebeğiniz mi var acaba?

Küçük bir ırkla birlikte yaşıyorsanız onun saçıydı başıydı kıyafetiydi derken annelik duygularınız iyice ön plana çıkmaya başlıyor sanırım. Arya biz yemek yerken sürekli yanımızda. Yerde zıplayıp biz ne yersek ondan yemek isteyip fazlaca hareketli oluyor. Ben de bu duruma üzülüyordum. Sonunda bir mama sandalyesi alıp bu soruna bir çözüm bulduk. Şimdi yemek yerken onu da mama sandalyesine oturtup yanımıza alıyoruz, önlüğünü takıyoruz. Küçükte bir tabağı var önünde, böylece bizimle daha rahat ilişkide oluyor, duruma hakim ve sızlanmıyor.

Arya’nın dikkat ediyorsun?

Gamze Lim
Gamze Lim

Arya 2 kilo 400 gr. Her şeyi yiyor, özellikle bizim yediklerimizden yemeyi istiyor. Mesela yerde bir fındık görse, geçer gider ama ben yiyorsam aynı fındığı ister, verince de yer. Kendi ırk ve yaş özelliğine uygun hazır mama kullanıyoruz. Arada ciğer, böbrek gibi sakatatlar katıyorum mamasının içine ve mutlaka neredeyse tüm yemeklerine yoğurt koyuyorum.

masanızın yanında bir beslenmesinde nelere

Hem çok seviyor hem de onların bağırsakları ve sindirim sistemi için de çok faydalı.

Peki Çakıl’la arası nasıl?

Arya daha sonra ailemize katıldığı için iyi. İlk olsaydı arası iyi olmazdı muhtemelen. Çünkü çok kıskanç, tüm sevgi ve ilgi üzerinde olsun, ben kimseye ilgi göstermeyeyim, hatta bir başkası bir başkasına da ilgi göstermesin istiyor. Burada bulunan herkes ona ilgi göstersin, tek derdi bu.

Arya’dan dolayı şu an yeni bir hayvan edinemiyorum mesela son derece agresifleşiyor. Ama sokakta rastladığımız ihtiyacı olan hayvanları elimden geldiğince veterinerlere taşıyorum. Ameliyatlarını yaptırmaya gayret ediyorum. Bulduğum yavruları gerektiğinde evin balkonuna alıp, orda bakıp, ilanlar açıp sahiplendiriyorum. Gerek tedavi, gerek besleme, gerekse sahiplendirme anlamında insanlarımızın bu konulara duyarsız kalmamalarını rica ediyorum.

Arya’da bebek bezi görüyorum?

Arya’nın kaçırma problemi var. Çok küçük bir ırk, daha sık dışarı çıkması gerekiyor. Bense günde iki kez çıkarıyorum.

Hastalanması kolay bir ırk. Dışarı çıktığı zaman çok kirleniyor ve baştan aşağı yıkanması gerekiyor. Ben de ona kıyamıyorum, yeni doğan bebek bezinin arkasından kuyruk yeri açarak altını bağlıyorum. İkimizi de gereksiz stresten korumuş oluyoruz. Bu şekilde çok rahat ediyor.

Arya büyük bir ameliyat geçirdi, memesinde kistik oluşum vardı, tüm memeleri ve rahmi alındı. Solunumu durmuş, vücut ısısı ölçülemez düzeye düşmüş, öldü gibi bir vaziyetteyken sevgili doktorumuz Prof. İsmail Kırşan başarılı bir operasyonla ve sonrasındaki üstün gayret ve çabasıyla hem hayata döndürdü hem de sağlığına kavuşturdu. Ameliyat sonrası hep başındaydı. Her 10 dakikada bir ateşini dahi kendisi ölçtü, gece yarılarına kadar bizimle birlikte bekledi. Arya yeniden doğdu diyebilirim. O yüzden küçük kızımı olabildiğince rahat ettirmeye çalışıyorum.

Arya ile birlikte restoran ya da cafelere rahat gidebiliyor musunuz, gezmeyi seviyor mu?

Arya gezmeyi çok seviyor ama bazı cafelerde hoş karşılanırken bazılarında tabii ki tepki görüyoruz, giremiyoruz. İstanbul’da çok da merkezi bir yerde yaşıyor olmamıza rağmen durum değişmiyor. Onunla birlikte bir toplu taşıma aracına binmemiz mümkün değil. Yurt dışında, trene bineceksiniz mesela, bilet alırken size “tek kişimi yoksa köpekli mi?” diye soruyorlar. İnsanlar bilet kesiyorlar. Bunlar çoktan aşılmış ve sıradan durumlar oralarda. Geçenlerde bir haber okudum; rehber köpeği olan görme engelli bir kadını otobüse almak istememişler. Çok uzun telefon trafiğinden sonra kadın otobüse binebilmiş. Hâlbuki bu köpek eğitimli, kadının gözü vazifesini görüyor.

Umarız ilerleyen zamanlarda ülkemizde de hayvanlara gereken önem ve değer yetkili mercilerce sağlanır.

Tabii gayet dostça karşılandığımız mekânlar da yok değil.

Gamze Lim
Gamze Lim

Yaptığımız tatil programlarında bazı oteller ve cafeler de hiç problem yaşamadan oldukça misafirperver bir şekilde ve dostça karşılanıp çok keyifli zamanlar geçiriyoruz Arya’yla. Arya minişi yolculuğa tatile gitmeyi de çok sever. Hiç problem çıkarmaz ve çok uyumludur.

Biz yolculuklarımızı kendi arabamızla yapmayı tercih ediyoruz. Arya kucağıma kıvrılır ve tüm yol boyunca, molalarımız dışında mışıl mışıl uyur. Günlük hayatta da götürebildiğim her yere onları da götürmeye çalışıyorum. Bu dışarıda vakit geçirme olabilir, arkadaş ev gezmeleri olabilir, stüdyo çalışmaları olabilir. Hani neredeyse birçok yere benimle gelebiliyorlar. Arya minik olduğundan, kucakta yada çantada markete, bankaya bile geliyor benimle.:)

Bu arada sevgili Arya bize modellik yaparak kısa bir defile bile sundu. Bizde Arya’nın gardırobunun bizimkilerden daha zengin olduğu kararına vardık:) Günlük rutin bakımları ve sizin iş yaşamınız bir arada nasıl gidiyor?

Benim yarım günüm onların bakımı ile geçiyor. Allahtan sabah 9 akşam 7 gibi bir çalışma düzenim yok ve serbestim bu anlamda. O yüzden çok daha fazla ilgilenme şansım oluyor ama yine de hiç kolay olmuyor tabii. Mesela yürüyüşten dönüyoruz, onların kendi özel banyoları var. Temizlenmeleri için oraya gidiliyor, alt beden temizlikleri yapılıyor, kendilerine ait ayrı ayrı havluları var, her biri kendi havlusuyla kurulanıyor.

Arya’mın saçı, başı, kıyafeti düzeliyor, bitmiyor tabi banyolar toparlanıyor, yerler siliniyor sonra günün o aşaması bitmiş oluyor. Yakın zamanda bir hastalık ve ameliyat geçirdik bir torba ilaçla yaşıyorduk. Elimde çizelge şimdi bu ilaç, bu iğne, bu mamasının arasına karıştırılacak, bu sonra verilecek diye… Onlarla yaşam, bir hayatı her şekliyle paylaşmak demek!

Yeni bir albüm çıkarttınız Rockmania. Bize biraz da albümden bahseder misin?

Uzun ve yoğun bir çalışma döneminden sonra, sevinçle bahsetmek isterim ki; içlerinde, hem Türkiye’nin alanında isim yapmış çok özel müzisyenlerinin hem de genç ve başarılı müzisyenlerinin ve müzik yazarlarının olduğu, Türkiye’nin 40 değerli müzik insanı ile birlikte çalışarak “Rockmania” yı tamamladık. Rock soundlarda ve alt yapılarında rockın çeşitleri ve renkleriyle bezenmiş, keyifle dinlenebilecek, Rock, Pop-Rock, Country, Rock’n Roll ve Orient-Rock tarzlarında farklı soundlar barındıran 14 sözlü şarkıdan oluşan enerjik, çok renkli bir albüm oldu Rockmania. Albümde 3 şarkıda düet yaptım. Albümdeki iki konuk sanatçıdan biri, aynı zamanda yakın arkadaşım olan Kanadalı Fashion Tv Best modellerinden Melita Sekgwa. Sözlerini Seda Akay’ın yazdığı, beste ve düzenlemelerini Okay Barış’ın yaptığı Yağmur ve Duy isimli şarkılarda Melita Sekgwa ile düet yaptım. İyi Günler Sevgilim isimli eseri de albümde 9 düzenlemesi olan Burak Saltan ile birlikte seslendirdik. Albüm şu anda, tüm dünyada 100 den fazla dijital platformda satışta, yayında, izlenmede ve dinlenmede. Avrupa’dan, Rusya’dan, hatta Uzak Doğu’dan indirmeler olmuş vaziyette. Kendi sitem da da tüm albüm şarkıları, albüm fotoğrafları ve videolar dahil tüm eserlerde emeği geçen kadro ayrıntılı bilgilerle yer almakta. İlk video klibimizi ‘’Uçurtma‘’ adlı parçaya greenbox olarak çektik. Uzun yıllar Avustralya’da yaşamış, özellikle reklam ve aksiyon filmlerinde fx çalışmalarla ismini duyuran, ulusal ve uluslararası pek çok projede çalışmış Türk yönetmen Tarkan Özel imzası taşıyor. UÇURTMA video klibi, görüntü yönetmeni Savaş Ekşioğlu ve yönetmen koltuğunda ÖzelFX’den Tarkan Özel yönetimindeki 15 kişilik bir ekiple İstanbul’da GreenBox Stüdyosu Hayra Alamet Medya’da çekildi. 15 saat süren greenbox stüdyo çekimleri yaklaşık iki aylık bir çalışma sonucunda tamamlandı.

İkinci klibimiz arkadaşlarımızın hediyesi şeklinde oldu. Yönetmenimiz Bora Demiroğlu yönetiminde drone camera çekimleri ve green box çekimleriyle de süslenerek ışıl ışıl enerjisi, orman, deniz, sahil görüntüleri eşliğinde son derece keyifle geçen bir çalışmayla, Burak Saltan ile düet yaptığımız ‘’İyi Günler Sevgilim” adlı parçaya klip çektik.

Rockmania albümümdeki parçalardan birini sosyal sorumluluk projesi kapsamında kullanmaya karar verdim. İşitme engelli, özellikle de 0 – 6 yaş arası çocukların işitsel muayeneden geçtiklerinde fark edilen engellerinin düzeltilebiliyor yada geriletilebiliyor olduğuna farkındalık yaratabilmek istedim ve bu anlamda bir video klip hazırlama arzusundayım en kısa zamanda. Bunun için de, şarkıyı baştan sona işaret diliyle söyleyeceğim. Ki bu daha önce hiç yapılmadı. Bunun için işaret dilini öğrenmeye devam ediyorum. Çocukların bu sayede işitebilme şanslarının olduğuna dikkat çekmek, her şeyden önemli. Onlar gelecek, onlar hayat. Ben de buna destek vermek istiyorum.

Yapmak istediğim bir diğer projede; ödüllü bir söz yazarı olan Serpil Kaya’dan gelen teklif üzerine, ortak bir çalışmada buluşmak istiyoruz. Kadınların karşı karşıya kaldığı, her türlü şiddet ve baskıya dikkat çekmek ve ‘’kadın farkındalığı‘’ yaratmak için sözü, bestesi, aranjesiyle çok özel bir şarkı hazırlamayı planlıyorum.

Yuva çocukları ile ilgili de bir çalışman olduğunu duyduk. Biraz anlatabilir misin?

Yuva çocukları ile orf çalışmaları yapıyorum. Orf çalışması; Ünlü Alman Besteci Carl Orff ve dansçı Gunild Keetman tarafından müzik eğitimi temel alınarak geliştirilmiş olan; müzik, dans, drama, konuşma, hareket temelleri üzerine kurulmuş bir yöntem. Bu açıdan bakıldığında Orf yöntemi için sadece müzik eğitimi veren bir yapıdır demek eksik olacaktır.

Daha çok 2 ile 6 yaş grubu çocuklarda müzik öğretimi için kullanılan teknik, aslında bir ders değil oyun biçiminde öğretime dayanıyor. Avrupa’da ve Amerika’da yoğun kullanılan bir yöntem. Çeşitli müzik aletleriyle çalarken hem öğretmenlerini takip ediyorlar, hem arkadaşlarını. Çalan müziği düşünüyor, duyuyor, bu sayede konsantrasyon düzeyleri yükseliyor, dikkat toplama alışkanlıkları artıyor, büyük motor kaslarını çalıştırıyorlar, aynı zamanda matematik zekaları tetikleniyor ve okula başladıklarında derslerinde daha başarılı oluyorlar. Çocuklar için biz müzisyenlerde bir şekilde üzerimize düşeni yapmalıyız diye düşünüyorum. Ben de bir müzisyen olarak onlarla Orff atölye çalışmaları yapıyorum.

Sevgili Gamze son olarak eklemek istediğin bir şeyler var mı?

Ben bir müzisyenim. Aynı zamanda anneyim. Doğayı ve hayvanları çok seviyorum. Elimden geldiğince de bir şeylere faydam olsun istiyorum. Müziğimi yaparken ve paylaşırken inanılmaz keyif alıyorum. Müzik piyasası oldukça stresli yıpratıcı ve zorludur aslında ama ben olabildiğince stresten uzak kalmaya çalışarak, müzik aracılığıyla başka insanların hayatlarına dokunup, sosyal sorumluluk alanlarında da destek ve fayda sağlamaya çalışıyorum. Kendim için de yapıyorum tüm bunları. İnsan manevi anlamda da doygunluk ve huzur buluyor bu sayede. Ben böyle mutlu oluyorum. Herkese hayatlarında kendilerini mutlu edecek işleri, ilgi alanlarını bulup keşfetmelerini ve en önemlisi mutlaka ve mutlaka başka bir canlıyla yakın ilişki kurmalarını şiddetle öneririm. Bunu yaşamamak gerçekten çok büyük bir eksik olur. Hayatımız puzzle ise o puzzle’ın koca bir avuç parçası yok gibi bir şey yani. Hayat puzzle’lımın en keyifli parçaları onlar! Biz de sevgili Gamze Lim’e bu sıcak karşılama ve söyleşi için yürekten teşekkür ediyoruz. “Herkese hayatlarında kendilerini mutlu edecek işleri, ilgi alanlarını bulup keşfetmelerini ve en önemlisi mutlaka ama mutlaka başka bir canlıyla yakın ilişki kurmalarını şiddetle öneririm. Bunu yaşamamak gerçekten çok büyük bir eksik olur.”

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 1 (Temmuz 2017) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.