Kapak Konuğu · Sayı 28

Ersin Korkut

Ersin Korkut

Öncelikle sizlerle ve değerli okuyucularınızla birlikte olmak mutluluk verici. Yaklaşık 7 senedir Muğla’da yaşıyorum. Bu kararı almamdaki en büyük etken şehir hayatının bana artık yorucu gelmesi ve tabi ki yine diğer büyük etken Yılmaz Erdoğan oldu.

Onun Düşbelen’ de kurduğu hayat özenilmeyecek gibi değildi. Ben de biran önce kaçmayı planlamıştım. Zaten İstanbul’a 20 yaşımdan sonra gelmiştim. 20 sene bence iyi dayandım.

‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ ile gönüllere girerek kitlelerle buluştunuz. Oyunculuk kariyerinizde yüzlerce kez sahneye çıkıp 13 sinema filmi, 6 TV diziErsin bey merhabalar, bu özel söyleşi için çok teşekkür ediyorum şimdiden. Sanırım bir süredir İstanbul dışında yaşıyorsunuz. Bu kararı nasıl aldınız? Burada yaşam sizin için nasıl geçiyor? si ve 8 reklam filminde rol aldınız. Sizin için en özel olanlar hangileri?

İlk sahneye çıktığım ve profesyonel olduğum tiyatro ‘Bana Bir Şeyhler Oluyor’ oyunuydu… O yüzden benim için bu oyunun her zaman yeri çok ayrıdır.

Televizyon dünyasında ‘Çok Güzel Hareketler Bunlar’ hem proje olarak uzun yıllar devam etti hem de kariyerim için önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden ÇGHB de benim için özeldir diyebilirim.

Bir de Cem Yılmaz ile çektiğimiz ‘Doritos’ reklamları o dönem büyük yankı uyandırmıştı. ‘Doktor bu ne!!! ‘ diye uzun yıllar insanlara cevap verdim.

Sahneden veya çekim setinden aklınıza gelen ilk komik anınızı bizimle paylaşır mısınız lütfen?

Yaklaşık 20 yıldır sahnede ve ekranlardayım. Hafızamda kalan birçok hikâye oldu. Ama nedense aklıma ilk gelen şu hikâye. ‘Bana Bir Şeyhler Oluyor’ oyununu sahnelerken, seyirciler arasında Cem Yılmaz da vardı. Ben sahnede repliklerimi söylerken Cem Yılmaz gülmekten kasılmış halde, ayağından botunu çıkarıp sahneye, bana fırlatmıştı.

Normalde onun sahnede olması, benim seyirciler arasından onun hayranı olarak botu yakalamaya çalışmam gerekiyordu. Ama ben kafama gelmesin diye sahnede bottan kaçmak zorunda kalmıştım. Türkiye’nin güldüğü adamı güldürmek hem çok hoşuma gitti, hem de hayatımın unutulmaz anıları bölümüne bu hikâye girdi.

Oyunculuğun sırrı nedir? Komedi oyuncusu hangi özellikleri taşımalıdır?

Bunun bir sırrı var mı bilmiyorum ama ustalarımdan öğrendiğim kadarıyla bir ölçüsü var. Hayat gibi.

Ersin Korkut
Ersin Korkut

Hayatta da her şeyi bir ölçü ile yapmak zorundasındır. Komedi her ne kadar sınırların dışına çıkmak gibi görünse de bence en büyük sırrı ölçülü olmasıdır. Bir komedi oyuncusu bence doğal olmalıdır ve elinden geldiğince hayattan beslenmelidir. Çünkü gerçek komedi hayal gücünden değil hayatın içinden çıkar.

Arkadaşlarınızla girdiğiniz bir iddia sonucu hayatınızda bir kırılma noktası oluşmuş ve bu kırılma noktası da aslında sizi tanımamıza yani oyunculuk kariyerinizin başlamasına sebep olmuş. Bu anınızı bizlerle paylaşmak ister misiniz?

İstanbul’a yeni gelmiş bir işe girmiş bulaşık yıkıyordum. O zamanlar Yılmaz Erdoğan ‘Cebimdeki Kelimeler’ adlı tek kişilik oyununu sahneliyordu. Ben de bulaşıkçılık yaptığım mekândaki arkadaşlarıma ‘ İşte benim kuzenim’ diye hava atıyordum. İçten içe de gurur duyuyordum bu durumdan. Ama arkadaşlarım bana inanmadı. İddiaya girdik.

Bir gün Yılmaz Erdoğan’ı arayıp oyuna gelmek istediğimizi söyledim. Kırmadı. Yerimiz ayrılmıştı. Ama arkadaşlarım izin alamadığı için o gece gelemediler. Bir bakıma o gün hayatımda büyük bir kırılma noktasıydı. Oyun sonu kulise gittiğimde kuzenimle hasret giderdik.

O güne kadar bir yardım talebinde bulunmamıştım. Hatta İstanbul’da olduğumdan dahi haberi yoktu. Ne yaptığımı, çalıştığım işi, şartları söylediğimde’ Hemen işi bırakıp burada çalışıyorsun’ dedi. O günden sonra Yılmaz Abim, Yılmaz Hocam oldu.

Eray Yasin Işık’ın kaleme aldığı ‘İyi Kötü Çirkin’ oyunu ile tiyatro severlerle, sevenlerinizle buluşuyorsunuz. Pandemi dönemi sonrası yaz boyu da turne programınız oldu. Nasıl geçti? Oyunlarınız devam ediyor mu? Önümüzdeki aylarda neler planlıyorsunuz? Yeni projeleriniz var mı?

İyi Kötü Çirkin 3 senedir oynadığımız halen de oynamaya doyamadığımız bir oyun. Eray Yasin Işık tarafından yazılan Erdem Baş, Hakan Bulut, yazarımız ve benim de içinde olduğum bir ekiple sergilediğimiz müthiş keyifli bir oyun.

Ben Yılmaz Erdoğan’ın kaleminden tedrisatından geçmiş biriyim. Özellikle bir tiyatro oyununu kolay kolay beğenmem. Bu ana kadar başka bir tiyatroda başka bir yazarın oyununu hiç oynamamıştım. Ama metni okuduğumda çok heyecanlandım ve okurken sık sık ara verip güldüm. Prova aşamasında yönetmenimiz Ahmet Bacınoğlu, hem de ekip arkadaşlarım ile müthiş bir uyum yakaladık. Seyirciyle buluştuktan sonra bu keyif katlanarak arttı.

Ben oyunda 9 farklı karakter canlandırıyorum. Oyun metni gündemi değerlendirip sürekli eklemeler yapabilmeye ve doğaçlamaya açık. Her oyunda bu 9 karakterin yanına yeni replikler de ekliyoruz. O yüzden her oyun daha da eğlenceli ve heyecanlı oluyor.

Ekim ayında İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde oynamaya devam edeceğiz. Bilet satış sitelerinde ve internette oyun takvimine ve turne yerlerine ulaşabilirsiniz. İki kızım bir de oğlum var. Kızlarım Jessi ve Limon... Oğlumun adı ise Mes. Mes’in hikâyesini artık herkes biliyordur. Survivor sonrası arkadaşlarım bir önceki köpeğim vefat ettiği için aynısından bulup bana hediye etmişlerdi. Epey meşhur oldu. Limon ve Jessi ise sahiplendiğim iki kızım. Limon Datça’da sahilde terk edilmişti. Şimdi evimin en hanım hanımcık en terbiyeli ve akıllı üyesi. Jessi ise henüz bir yaşında olan Akbaş çoban köpeği. Bir senedir bizimle. 24 saat oyun oynamak isteyen sürekli yemek yiyen ve doyduğunu bir türlü anlamayan bir hayvan. Bir gözü kendi mama kabında diğer gözü ise sürekli senin yediğindedir…

2 köpeğiniz var bildiğim kadarıyla. Onları tanıyabilir miyiz? Aranızda nasıl bir bağ var? Onlarla neler yapmaktan hoşlanırsınız?

Ersin Korkut
Ersin Korkut

3 oldular. İki kızım bir de oğlum var. Kızlarım Jessi ve Limon... Oğlumun adı ise Mes. Mes’in hikâyesini artık herkes biliyordur. Survivor sonrası arkadaşlarım bir önceki köpeğim vefat ettiği için aynısından bulup bana hediye etmişlerdi. Epey meşhur oldu. Limon ve Jessi ise sahiplendiğim iki kızım.

Limon Datça’da sahilde terk edilmişti. Şimdi evimin en hanım hanımcık en terbiyeli ve akıllı üyesi. Jessi ise henüz bir yaşında olan Akbaş çoban köpeği. Bir senedir bizimle. 24 saat oyun oynamak isteyen sürekli yemek yiyen ve doyduğunu bir türlü anlamayan bir hayvan. Bir gözü kendi mama kabında diğer gözü ise sürekli senin yediğindedir…

Evin içine giriş izni olan sadece Mes. O evde başköşede takılır, arada oynamaya bahçeye çıkar. Ama kızlar eve girmezler. Görev yerindedirler.

Herkesin evde bir görevi var. Limon karşılamadan, Mes evdeki misafirlerden, Jessi de güvenlikten sorumlu. Ben ise onlarla oynamak ve onları doyurmakla mükellefim.

Herkes görevini yerine getirdikten sonra mutlu mesut yaşıyoruz. Aramızda karşılık beklemediğimiz bir sevgi bağı var. Yani en azından ben onlardan beklemiyorum. Ama onların bir ödül ya da mama beklentisi olabilir. Tabi ki bunun karşılığını da hemen sevgi gösterileriyle, ya da coşkulu şımarmalarla bana hissettirirler.

Hayvan sevginiz nasıl başladı? Çocukluk çağından anılarınız var mı?

Çocukken evde beslediğim bir hayvanım olmamıştı. Ama büyükbaş küçükbaş gibi besi hayvanlarının ya da tavuk horoz gibi kümes hayvanlarının ister istemez içindeydim. At tepmesi köpek ısırması koç süsmesi gibi anılarım da oldu, kurban da kesildiği için üzüldüğüm koyunum da… “Çocukken evde beslediğim bir hayvanım olmamıştı. Ama büyükbaş küçükbaş gibi besi hayvanlarının ya da tavuk horoz gibi kümes hayvanlarının ister istemez içindeydim. At tepmesi köpek ısırması koç süsmesi gibi anılarım da oldu, Onların da bir canlı olduğunun bizim gibi nefes alıp verdiklerinin ve doğup öldüklerinin farkındaydım. Yılmaz Hoca’nın mutfakta bize aşıladığı hayvan sevgisinin de bunda katkısı büyüktür. Benimle birlikte ekipte çoğu ekip arkadaşımın da hayvan sevgisi böyle başlamıştır.

Kendi hayatımı kurup, İstanbul’dan Muğla’ya kaçtıktan sonra hayvanlar için daha müsait bir yaşam alanı hazırlama şansım oldu. Birlikte yaşamaya başladıktan sonra da onlara olan sevgim arttı.

Keyif aldığınız hobileriniz, tutkularınız nelerdir?

Bir karavanım var. Boş vaktimde onunla gezmeyi seviyorum. Alıyorum köpekleri de oradan oraya geziyoruz.

Ersin Korkut
Ersin Korkut

Evde ağaç, bahçe ve toprakla uğraşmayı severim. Arkadaşlarımla vakit geçirmekten keyif alırım. Pahalı hobilerim ya da tutkularım yoktur. Ama tutkulu bir insanımdır.

Sizi Survivor’ da da keyifle izledik. Survivor’ a katılma serüveniniz nasıl oluştu?

Gitmeden önce kafanızda canlandırdıklarınız, beklentilerinizle, oradaki yaşam ve mücadele size nasıl yansıdı? Bu derece başarılı olacağınızı hissediyor muydunuz?

Acun medya yıllardır peşimdeydi. Ama ben sürekli erteliyordum. O sezon ısrarlara dayanamadım. ‘Gidelim bakalım, ne olacak?’ diye kabul ettim. Beklentim ya da hayal ettiğim pek bir şey olduğunu sanmıyorum. ’Neden olmasın’ diye Dominik’e gittim. Tabi adaya inip tahtaların üzerinde yatmaya başlayınca, elimdeki telefondan, musluğu çevirince gelen sıcak suya, kapına gelen hazır yemekten, makineyle yapılan kahveye kadar her şeyin bir anda yok olması beni biraz sarstı. Ama uyum sağlamaktan başka çarem yoktu. Başarılı olacağımı düşünüyordum. Çünkü gençken biraz sporla ilgiliydim. Futbol oynamıştım. Atışlarımı da çalışıp geliştirmiştim. Ama sakatlık ile yarışmaya veda ettim. Sakatlanmasam finale giderdim.

YouTube kanalında Elif Gören ile birlikte keyifli gezi programı çekimleriniz oldu. İzleyiciyi doğa ile buluşturan Off-road tarzı bir konseptiniz var. Nerelere gittiniz? Devam edecek misiniz?

İğne Ada, Uludağ, Küre Dağları, Kaz Dağları gibi birçok doğa harikası yere gittik. Pandemi olmasa gitmeyi planladığımız birçok rota vardı. Fakat kapanmalar ve seyahat kısıtlamaları bizim de projeyi askıya almamıza sebep oldu.

Seyahati sever misiniz? Gidip görmek, oranın havasını soluyup kültürünü yaşamak istediğiniz yerler nerelerdir?

Şanslıyım ki işim gereği birçok yeri gezmek, dolaşmak, yeni yerler keşfetmek gibi bir şansım oldu. Yoksa Avrupa’sından Dominik’e, Amerika’dan, İsveç’e, Danimarka’ya varana kadar onca yeri anca rüyamda görürdüm. Galiba oyunculuğun en büyük avantajı da bu olsa gerek. Mesleğimi sürdürdüğüm sürece seyahat edip yeni yerleri görmeye ve farklı kültürleri tanımaya devam edeceğim.

Son olarak okuyucularımız ile neler paylaşmak istersiniz?

Sağlıklı günlerde tiyatro sahnelerinde, sinema perdelerinde ve TV ekranlarında sık sık görüşüp bol bol gülüşmek dileği ile.

Ersin bey çok teşekkür ediyorum bu keyifli ve özel söyleşi için.

Böyle anlamlı bir dergide hayvan dostları ile buluşma fırsatı sağladığınız için ben teşekkür ederim.

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 28 (Ekim 2021) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.