Kapak Konuğu · Sayı 24

Ekin Olcayto

Ekin Olcayto

Merhabalar Ekin Hanım radyoculuktan, oyunculuğa ve sunuculuğa devam eden kariyerinizde radyoculuğa nasıl başladınız?

Radyoculuk benim ilk göz ağrım ve gerçekten çok severek yaptığım bir işti… 16 yıl boyunca da devam etti. Yani ben televizyona geçtikten sonra da radyoya uzun bir süre devam ettim. Radyo yolculuğum şöyle başladı, dublaj yapıyordum ve dublaj stüdyosunda ki bir arkadaşım o dönem Best FM’de çalışıyordu. Fakat o sırada radyolar kapalıydı. Bir ara bir dönem vardı, hatırlarsınız muhtemelen, Tansu Çiller zamanı “Radyomu İstiyorum” kampanyası yapılıyordu falan… Bana dediler ki, radyolar tekrar açıldığında program yapar mısın, denemek ister misin, “hayatta yapamam, olmaz…” dedim. Sonra bir gün arkadaşımın ısrarıyla, kapalı devre yayın denemesi için, radyoya gittim. Biz kendi içimizde konuşuyoruz, gülüyoruz, eğleniyoruz derken içeri Emrah Hattat girdi, “Sen çok güzel yapıyorsun bu işi, bizimle çalışmak ister misin?” dedi. Ben tabi şoka girdim, nasıl yani biz kendi kendimize konuşmuyor muyduk, içeride duyuluyor muydu bunlar diye J Sonrasında ben kabul ettim ve radyolar açılınca Best FM’de program yapmaya başladım. İki sene orada devam ettikten sonra Show Radyo’ya geçtim ve 16 yılda orada çalıştım. Bir yandan televizyon da devam etti. Ancak, radyo hep ilk göz ağrısı olarak kaldı bende ve her zaman çok mutlu olarak çalıştım.

Sunuculuk eğitmenliği yapıyor musunuz?

Evet, şu anda Diyalog’ ta eğitmenim, hem spikerlik - sunuculuk teknikleri hem de röportaj teknikleri dersi veriyorum. Yirmi küsur sene önce oradan mezun olmuştum. Son 10 senedir de orada eğitmenlik yapmaya başladım. Bildiğini paylaşmak çok keyifli ve sana aslında kendini yenileme fırsatı veriyor, o yüzden eğitmenliği çok seviyorum.

Sabah kuşağı, yılbaşı, eğlence, hafta sonu, haber programları ve ana haber. Pek çok tarzda program sundunuz. Farklı programlar sunuculukta farklı bir duruş ve sunuş gerektiriyor mu? Neler tavsiye edersiniz?

Ben radyoculuktan sonra televizyona geçtim ve her türlü programı sundum. Özellikle, TRT benim için gerçekten bir okul gibiydi, çünkü sabah kuşağı, yılbaşı, eğlence, hafta sonu, Eurovision, gibi birçok program sundum. Haber spikerliği koltuğuna oturuncaya kadar, başka kanallarda da birçok program yaptım.

Ekin Olcayto
Ekin Olcayto

Benim o zaman hedefim haber spikerliğiydi ve bu koltuğa oturmadan önce ne kadar çok canlı yayın deneyiminiz varsa o kadar rahat edersiniz. Çünkü lafınıza, sözünüze hâkim olmayı öğrenirsiniz. O yüzden, ben NTV’de haber spikerliğine başlamadan önce, 9 yıl başka kanallarda her gün canlı yayın yapıyordum. Bu durum, tabi bana çok şey katmıştı.

Farklı tarzda programlar sunmak, farklı bir duruş tabi ki gerektiriyor, yani bir eğlence programınızda ki tavrınızla, çok ciddi bir haber sunarken ki tavrınızın çok farklı olması gerekiyor. Aslında sunuculukta tam olarak bu ve içinde biraz oyunculukta barındırıyor. Oyunculuk eğitimi almış olduğum için de oldukça rahat ettim. En son geldiğim noktada, şu an yaptığım “ Başka Şeyler ” programı, aslında benim nihai hedefimdi. Haber spikerliğinden sonra, beni rahatlatan, hem çok severek ve keyif alarak yaptığım bir program. Tavsiyeyi soracak olursanız, eğer bu işi istiyorsanız mutlaka canlı yayında promtersız kendinizi anlatacak halde olmalısınız. Bu da tabi bilgiyle olacak bir şey. Konunuza ne kadar hâkim olursanız, ne sunarsanız sunun ekranda başaralı olursunuz. Ee tabiiki bunun içine biraz tavır ve duruşta eklenirse tadından yenmez.

Bildiğiniz gibi 2020 den bu yana yeni şartlarda yaşamaya ve hayatı devam ettirmeye çalışıyoruz. Pandemi sizin hayatınızda ve çalışmalarınızda nasıl bir etki yaptı?

Dünya gerçekten çok zor bir dönemden geçiyor ve hepimiz psikolojik olarak da, ekonomik olarak da gerçekten her anlamda çok büyük bir sınav veriyoruz. Benim iş hayatımda çok fazla bir değişiklik olmadı pandemi süresince, programım devam etti fakat etrafımda gördüklerim, televizyonu açtığımda seyrettiklerim, gerçekten o kadar acı, o kadar üzücü ki… İnsan herhalde en çok sabretmeyi öğreniyor böyle durumlarda. Pandemi hepimizin hayatına bir yandan da biraz dinginlik, biraz kendimize dönüş kattı. Kendimizle baş başa kaldığımız da o kişiden ne kadar Her hafta yeni konular, yeni konuklar geliyor. O gelen konukların karşısına, mutlaka onların kitaplarını okuyup çıkıyorum. Genel olarak konularla ilgili de pek çok kitap okuyorum. O yüzden iyice kitap kurdu haline mutluyuz, neleri değiştirmeniz gerekiyor, nasıl bir bakış açısına dönmemiz gerekiyor, bütün bunları fark ettirdi aslında. Ancak, umarım ki bir an önce tüm dünya olarak eski halimize dönebiliriz.

Değişik formatlarda değişik konular işliyorsunuz. Kendi hayatınıza kattığınız şeyler oldu mu?

Ben öğrenmeyi çok seven ve çok meraklı biriyim. O yüzden bu program, benim için tam biçilmiş kaftan. Her hafta yeni konular, yeni konuklar geliyor. O gelen konukların karşısına, mutlaka onların kitaplarını okuyup çıkıyorum. Genel olarak konularla ilgili de pek çok kitap okuyorum. O yüzden iyice kitap kurdu haline geldim:)) Hayatıma kattığım şeyler tabii ki oluyor; yeni bilgiler, yeni anlamlar, yeni merak konuları, araştırmalık konular… Bu sebeple, ben bu programı yapmayı çok seviyorum, çünkü öğrenmenin sonu yok, kendini geliştirmenin sonu yok, merakın sonu yok…

Yoğun iş temponuz içinde kalan vaktinizde neler yaparsınız? Hobileriniz var mıdır?

Ekin Olcayto
Ekin Olcayto

Benim profesyonel olarak yaptığım işim aynı zamanda hobim, evet o benim işim, profesyonel olarak bunun için hazırlanıyorum ama bir yandan da konular benim oldukça ilgimi çeken ve o kadar üzerine okumak – yazmak - çizmek istediğim konular ki, onlarla ilgilendiğim zaman aslında hobilerimi de gerçekleştiriyor gibi oluyorum. Onun dışında biraz boyamayı seviyorum, kendi kendime aslında çok da yetenekli olmadığım bir konu ama tamamen kafa dağıtmak için yaptığım öyle minik tablolar var…

Reiki ile ilginiz nasıl başladı? Reiki hayatınızda nasıl bir yol açtı?

Reiki benim hayatıma bir 15-16 yıl önce girdi ve tamamen tesadüfen girdi. Ki bu işler zaten genelde böyle olur. Bir arkadaşımın vasıtasıyla reiki hocamızı tanıdım. Birkaç sohbet den sonra galiba ben bu işi öğrenmek istiyorum dedim. Öğrenme işi hocalığa kadar gitti ve hala da devam ediyor. Çok keyifli, gerçekten insanın kendini çok rahatlatabildiği, hem kendine, hem başkasına şifa verebildiği, çok hoş bir şey… İnsanın zihnini yeniden kurduğu birazcık kendini tanıdığı, neleri yanlış yaptığını nelerin onu daha mutlu daha huzurlu daha dingin bir insan haline getirebileceğini öğrendiği çok keyifli bir şey herkese tavsiye ediyorum…

Sporla ilgileniyor musunuz?

Pandemi zamanı hepimiz birazcık serdik ama yaz yaklaşırken yeniden bir panik ile başladık. Ben genelde yürüyüş ve pilates yapıyorum. Pilates hem kasları çok rahatlatıyor hem kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlıyor, yürüyüşte zaten herkese çok iyi gelen bir şey… Benim öyle çok yoğun bir sporcu tarafım yok açıkçası ama dediğim gibi yürüyüş ve pilatesten çok keyif alıyorum.

İki kediniz var. Hayvan sevginiz nasıl başladı? Kedilerinizin isimleri neler? Nasıl girdiler hayatınıza? Karakterlerini anlatır mısınız, nasıl bir arkadaşlığınız var?

Ekin Olcayto
Ekin Olcayto

İki kedim var evet, erkek olanın adı “ Sırrı Reis ”, kızınki de “ Kütmen Hala ” çünkü hem şişko hem de hala gibi söyleniyor sürekli, çok şeker... İkisi 4 senedir benimle ama benim çocukluğumdan beri hep kedim vardı. Ama esas kızım benim “ Porto ”ydu ve 16 yaşında melek oldu…

Ben o gittikten sonra gerçekten aklımı kaybediyorum zannettim, o kadar ağladım, o kadar üzüldüm ki, yaşamın bir anlamı kalmadı neredeyse o gittikten sonra benim için… Dünyanın en tatlı kedisiydi. Bana dediler ki yeni bir kedi sahiplen, eve başka bir kedi gelsin yoksa sen delireceksin… Bende hayır, kabul etmiyorum asla derken, bu iki cüce bir şekilde eve sızmayı başardı ve bana gerçekten çok iyi geldiler, çok seviyorum onları. Karakterleri şöyle Sırrı erkek olan; herhalde dünyada tanıyabileceğiniz en komik, en saf, en melek çocuk, ne bir ısırması, ne bir tırmalaması hiçbir şeyi yok. Herkesin kucağına gelir, herkesle arkadaş olur, özellikle güzel kızlara bayılır… Baktıkça güldüğünüz bir kedi, ancak tanımak gerekiyor yani o kadar neşeli, o kadar şeker bir şey ki onu sevmemenin imkânı yok.

Kütmen birazcık daha cazgır, o da aynı kardeşi gibi, bunlar kardeş zaten…. İkisi de göbeklerini sevdirir, son derece arkadaş canlısıdırlar, eve gelen giden herkesin kucağındadırlar ama kız birazcık daha kaprisli ve onun en komik huyu da sürekli söylenmesi… Bunu anlattığım zaman, canım nasıl kedi söyleniyor falan diyorlar ama eve gelenler anlıyorlar sürekli bir konuşma halinde kız. Onun da o hali çok komik gerçekten:))

Ama herhalde ben hayvanlar konusunda çok şanslıyım genel olarak. 16 yıl yanımda kalan benim canım kızım dediğim Porto melek oldu evet ama o da çok tatlı bir kediydi… Ondan sonra bana böyle çok iyi huylu, çok tatlı iki kedi geldi… Onlarla vakit geçirmek çok keyifli, çok şey öğreniyorsunuz, mesela istediklerini elde etme konusundaki inatları, bir şekilde eve hakim olmaları, zaten ev onların çok şükür beni yanlarına aldılar gibi yaşıyoruz Ben onların kölesiyim aslında:)) Ama bir evin içinde hayvan olması, gerçekten çok özel, çok güzel ve mutlaka olması gereken bir durum. Ben kedisiz ya da hayvansız bir ev düşünemiyorum. O yüzden iyi ki varlar.

Bu özel söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Okuyucularımızla son olarak neler paylaşmak istersiniz?

Bir hayvanla, kedi, köpek veya başka herhangi bir hayvanla gerçekten ruhen bir bağ kurmak, o sevgiyi kalbinde yaşamak, o kadar geliştirici, o kadar mutlu edici, dinginleştirici, o kadar bambaşka bir duygu ki bunu gerçekten herkesin tatmasını isterim… Sokaktaki hayvanları hep birlikte korumaya çalışıyoruz, bunun daha da fazlalaşmasını isterim, ama esas olarak hayvan hakları yasasının bir an önce çıkmasını diliyorum. Dilerim ki sahipsiz tek bir hayvan bile kalmasın.

Basılı arşivden
Bu röportaj ilk kez 4P1K Sayı 24 (Haziran 2021) sayısında yayımlandı.
ReklamTailtown
4P1K Bülten

Yeni yazılar e-postanıza gelsin

Yeni yazılar, haberler ve arşivden seçkiler; ayda iki kez, reklamsız ve kısa.