Aslı Gökyokuş

MSG yönetim kurulunda verdiğin emekler için seni tebrik ediyorum.
Çok teşekkürler. Üye dostlarımızdan aldığımız desteğin sorumluluğu ile elimden geleni yapmaya çalışıyorum.
Söyleşimize hikâyenin başından başlamak istiyorum. Lise yıllarında kurduğun Phoenix ve sonrasında popüler rock mekanlarda konser verdiğin Mary Jane adlı grup ile müzik kariyerine başladın. 2000 Aslı’cım merhaba, öncelikle müzik kariyerinin ve özel yaşamının yanında büyük bir enerji ile müzik eseri sahiplerinin meslek birliği olan yılında Sony Müzik’ten çıkardığın NERESİNDEYİM adlı ilk albümünle büyük bir çıkış yaptın. Halen o albümden bugüne gelen, çalınıp söylenen kalplere yazılmış şarkıların var. Ölüm Kapımı Çalmasa da, Keşf’i Alem, Sessizce. Ardından diğer albümlerin geldi. O zamanlara ait neler paylaşmak istersin? İlk yıllar, ilk albüm heyecanı nasıldı? Paylaşmak istediğin bir anın var mı?
İlk albümler her zaman çok özeldir. 22 yaşında idim, hiçbir kaygı olmadan ürettiğim şarkıların naifliği ve sade iddiası dinleyiciye tüm gerçekliği ile geçmişti. Seneler içinde beni dinlemeye devam eden pek çok dinleyici için de o albüm hala çok özeldir.
Albümü, Serkan Çeliköz, Selim Öztürk ve Murat Bulut ile birlikte Levazım Sitesinde yer alan Karma Stüdyolarında kaydetmiştik ki yıllar önce o stüdyo kapandı. Kardan kapanan yollarla stüdyoda mahsur kalıp 2 gün stüdyodan çıkmamıştık:)
Kendi şarkılarını da yazan bir sanatçısın. Müziğe nasıl gönül verdin? Yazmaya ne zaman başladın?
Müziğe kendimi bildim bileli gönül vermiş olduğumu söyleyebilirim. Minicik bir çocukken bile kendi kendime şarkılar yazar, söyler ve ev ahalisine konserler verirdim:) O ilgi, tutku da sonrasında hiç gitmedi.
Neden rock müzik? Seni etkileyen sanatçı ve gruplar kimler oldu? Ki bu arada bir dönem Teoman’ın vokalistliğini de yaptığını biliyoruz.
Çocukluğumdan beri dinlediğim, sevdiğim, kendimi bulduğum müzisyenler hep rock müzisyenleri oldu. Ablamın iyi bir müzik dinleyicisi olup, tüm müzik dergilerini de kaçırmamış olmasının bende etkisi büyüktür. Türkiye’de benim de içinde olduğum jenerasyondan pek çok rock müzisyeni, 90’ların ortaları ile 2010’lu yıllara kadar müthiş bir dönemin kapılarını araladı, açtı ve hatta şimdiki genç müzisyenlere fırsatlar yarattı. O zirve yıllarından sonra bir duraklama ve değişim dönemi başladı..” Dinlediğiniz ve etkilendiğiniz müzik netleşince üretmeye de oradan başlıyorsunuz. Seneler içinde, sizi besleyen şeylerin etkisi azımsanamazken, kendinizi keşfetmenizin daha önemli olduğunu anlıyorsunuz ve eser sahibi kimliğiniz de netleşmeye başlıyor.
Teoman ile o zamanki grubum Mary Jane ile Kemancı’da sahne alırken tanışmış ve arkadaş olmuştuk. İlk albümü de o yıllarda çıktı. Hep birlikte çok keyifli bir 1.5-2 sene geçirdik, pek çok konser verdik. Ben daha sonra kendi albümümü yapmak üzere ekipten ayrıldım.
Rock müziğin kemikleşmiş bir dinleyici kitlesi vardır. Fakat 90’lardan, 2000 lerden bugüne rock müziğin popülerliğinin azalmasını sen nasıl yorumluyorsun?
Aslında rock müziğin popülerliği azalmadı ama müzik, dinleyici, alıştığımız düzen, müziği yayım şekli, dinleme biçimi, müzisyene ulaşabilme imkânı vs. gibi pek çok şey devrimsel bir şekilde ve büyük bir hızla değişti.
Pop müziğin her zaman ana akımda olmasının yanında değişen dünya düzeninde söyleyecek sözü olan, itirazı, kaygısı ya da tam tersi kaygısızlığı olan farklı müzik dallarının temsilcileri dinleyicide karşılık görmeye başladı.
Türkiye’de benim de içinde olduğum jenerasyondan pek çok rock müzisyeni, 90’ların ortaları ile 2010’lu yıllara kadar müthiş bir dönemin kapılarını araladı, açtı ve hatta şimdiki genç müzisyenlere fırsatlar yarattı. O zirve yıllarından sonra bir duraklama ve değişim dönemi başladı. Müziğin sözel ve melodik olarak dili değişirken dinleyicinin kimliği ve beklentisi de değişti.
Rock müziğin birleştirici tarzı ile gerçekleştirmek istediğin bir hayalin var mı?
Sadece rock müzik değil müziğin kendisi aslında birleştirici bir öğe. Bunu toplumsal olarak gerçekten idrak ettiğimizde; müziğin hayatımızda, anılarımızda, bugünümüzde, yarınımızda, acılarımızda, mutluluğumuzda ne kadar önemli bir yeri olduğunu anlayacağız.
Hayaller, projeler, fikirler bitmez ama bireysel çabalar ne kadar çoğalırsa toplumsal değişim de o kadar mümkün olabilir.
İki politik şarkın var. Biri Deniz Gezmiş ve arkadaşları için yazdığın ÜÇ CEMRE. Diğeri ise Cumartesi Anneleri için ANNELER AFFETMEZ SİZİ. Neler söylemek istersin?
Aslında ilk albümümde yer alan “Siz” şarkısı bugün baktığımda 23 sene önce 22 yaşında gencecik bir kızın sanki bugünleri görmüş gibi yazdığı bir şarkı olmuş:)
2. albümde “Dünya Durulmadan” da benzer duyguları barındırıyordu. “Üç Cemre” sözü ve müziği eşim Erdal Yıldırım’a ait bir şarkı.

2015 yılında Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının ölüm yıldönümlerinde aslında sadece o güne özel çıkarmış olduğum bir tekli idi. Son albümüm “Dünya”da yer alan “Anneler Affetmez Sizi” yi ise aslında Cumartesi Anneleri için yazmamıştık.
Gezi sonrası yaşanan zor yılların bizde yarattığı hissiyatın genel yansıması olarak yazılmış bir şarkı. Berkin Elvan’ın ölümü sonrası annesinin binlerce insana yuhalatılmasını küçük de bir çocuğu olan bir anne baba olarak hazmedememiş ve çok etkilenmiştik.
Şarkı çıkmadan bir süre önce de Cumartesi Anneleri yerlerde sürüklenip, coplandı. Vicdanlar da bir kez daha yaralandı. Şarkı o günlerde çıktığı için insanlar da doğal olarak onun üzerine yazıldığını düşündü.
Zor yıllardan geçiyoruz, yaşımız ilerliyor dolayısıyla ürettiklerimiz de yaşadığımız ülkenin, toplumun, dünyanın yansıması oluyor.
Son dönemde neler yapıyorsun? Yeni çalışmalarını bizlerle paylaşır mısın?
Birkaç şarkı kaydettim. İlki olan “Aman” ı Nisan sonunda yayınlamak arzusundayım ve evet o da bu dönemki hissiyatıma, pek çoğumuzun hissiyatına uygun, karmaşa içinde geçen gençliğimize, bugünümüze dair bir ağıt. Üst üste çok zor günler geçirdik. En son yaşadığımız deprem ise hepimizi derinden sarstı artık biraz iyi hissetmeye, nefes alıp, gülmeye ihtiyacımız var.
Rock müzik bir yaşam tarzıdır. Bir yoldur. Farkındalıkları güçlü insanları içinde barındırır. Hayat motton ve yaşam felsefen nedir?
“Gezi sonrası yaşanan zor yılların bizde yarattığı hissiyatın genel yansıması olarak yazılmış bir şarkı. Berkin Elvan’ın ölümü sonrası annesinin binlerce insana yuhalatılmasını küçük de bir çocuğu olan bir anne baba olarak hazmedememiş ve çok etkilenmiştik.” Hayaller, projeler, fikirler bitmez ama bireysel çabalar ne kadar çoğalırsa toplumsal değişim de o kadar mümkün olabilir..” Her zaman dürüst ve ilkeli ol, bildiğin yoldan şaşma, eğilip bükülme, hayatı hak ettiği gibi layıkıyla yaşa!
Seni heyecanlandıran üç şeyi söyler misin?
Üç azmış:) Ailem, müzik, deniz!
Dergimizin mottosu olan tüm canlıların yaşam hak ve özgürlüklerime saygı anlamında sen neler söylemek istersin?

İnsanoğlu doğada yaşamaya değer tek canlının kendisi olduğu yanılgısında. Yüzyıllardır süren bu yanılgı, bugün; çok ciddi bir iklim krizine, nesli tükenen hayvanlara, yangınlara, sellere, kuraklıklara, savaşlara sebebiyet vermiş durumda. Her canlının da en az bizim kadar yaşam hakkına sahip olduğunu ve doğada olan her canlının birbiri için hayati önem taşıdığını umarım bir gün anlayabiliriz.
Aynı zamanda bir anne olduğunu biliyorum. Kızınla birlikte ailece yaşamınızı paylaştığınız bir dostunuz var. Mia. Bize ondan bahseder misin? Nasıl girdi hayatınıza?
Evet bir tüylü bir de tüysüz kızım var diyorum ben:)) Mia Mayıs ayında 7 yaşına girecek olan dünya iyisi bir Golden Retriever. Onun hayatımıza girme sebebi de aslında kızım Yaz’dır. Ben 38 yaşıma kadar hayvanlara fiziksel olarak çok yaklaşamayan biri idim.
Her zaman sevdim ama yakınlaşamadım. Biraz çocuklukta yaşadığım 1-2 küçük olay, biraz da anne babamın da mesafeli olmasından kaynaklanıyordu. Eşim Erdal hep bir köpeği olsun istemişti ama benimle bunu gerçekleştirmesi çok kolay değildi. Bense bu durumu aşmak ve kızımı kedi, köpek, kuş her türlü hayvanla içli dışlı olan biri olarak yetiştirmek arzusundaydım.
Kızımız Yaz 2 yaşındayken bir arkadaşlarımızın Goldenları yavruladı. Uzun bir araştırma, sindirme, hazırlık sürecinden sonra Mia’mızı ailemize katmaya karar verdik.
Hayatımda verdiğim en doğru kararlardan biriydi. Ben içimdeki anaçlıkla daha ilk günden o sırada 2.5 aylık olan Mia’yla bir bağ kurdum, o bağ her geçen gün de güçlendi. Eşim’le Mia büyük aşk yaşıyorlar. Yaz ise müthiş hayvansever bir çocuk oldu. Mia onun kardeşi ve her sokak köpeğine, kediye yardım etmek için elinden geleni yapıyor. En sevdikleri listesinde Mia hep zirvede:) Mia’nın hepimizin hayatına kattıkları çok değerli.
Seninle özdeşleşecek aklına ilk gelen üç kelimeyi söyler misin?
Yakın bir arkadaşım bir doğum günümde beni çok özel bir şekilde kutlamış ve kendi gözünden beni nasıl gördüğünü anlatan bir mesaj atmıştı. Hayatındaki “en farkında” olan insanlardan biri olduğumu ve saçımla, kıyafetlerimle, karakterimle, evimle, sesimle, dünyamla kendime has bir rengim olduğunu ve o rengin her tonunu çok sevdiğini söylemişti. Hayatımda aldığım en güzel doğum günü hediyelerinden biridir o cümleler. Kendi renklerimle ve elimden geldiğince farkında olmaya çalışarak yaşıyorum:)
Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Hayat boyu müzikle ve sevgiyle dolu anıların olsun. Okuyucularımıza son olarak ne söylemek istersin?
Ben teşekkür ederim. İnşallah:) Herkese sevgi ve selamlar...





